Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi - Esas: 2026/1524, Karar: 2026/1307
"İçtihat Metni"
T.C.
DENİZLİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
4. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : ...
KARAR NO : ...
KARAR TARİHİ : 04/06/2026
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 05/03/2026
NUMARASI : ... Esas ... Karar
DAVACI : ... -...
...
VEKİLİ : Av. ...- ...
DAVALI : ... -...
......
VEKİLİ : Av. ...- ...
DAVANIN KONUSU : Alacak (Taşınmaz Alım-Satımı Kaynaklı)
G.KARAR YAZIM TARİHİ : 05/06/2026
İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik, davacı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: 28.03.2018 tanzim 30.04.2018 vade tarihli 160.000,00TL bedelli bononun ödenmemesi nedeniyle müvekkilince ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası kapsamında 08.05.2019 tarihinde ödeme emri tanzim edildiğini, icra dosyası kapsamında cebri işlemleri devam ederken davalının ... İcra Hukuk Mahkemesinin ...Esas sayılı dosyası ile icranın zamanaşımına uğradığı iddiası ile icranın geri bırakılması talebinde bulunduğu, yerel mahkemece bu talep reddedilse de Antalya Bölge Adliye Mahkmesi 12. HD'nin ...Esas ... Karar sayılı ilamı ile yerel mahkemenin kararını kaldırarak haksız ve dayanaksız olarak takibin zamanaşımına uğradığı gerekçesi ile icranın geri bırakılmasına karar verdiğini, verilen kararın haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davalı tarafın zamanaşımına dayalı ikame ettiği dosya kapsamında en son haciz işleminin 10.02.2020 tarihinde yapıldığını, bu tarihten sonra 08.02.2022 tarihine kadar bir işlem yapılmadığını dolayısıyla icranın geri bırakılmasına karar verilmesi talep ettiğini, 14.02.2020 tarihinde borçlunun adresinde hacze gidildiğini, adreste hacze kabil herhangi bir malvarlığına rastlanılmadığını, bu nedenle 20.02.2020 tarihinde .... Asliye Hukuk Mahkemesinin... Esas sayılı dosyası kapsamında tasarrufun iptali davası ikame edildiğini, dava konusu ... ili, ... ilçesi, ... Mah. ... parsel 6/1 bb ile ... ili, ... ilçesi, ... Mah. ... parsel sayılı taşınmazlar üzerine ihtiyati haciz konulmasına karar verildiğini, 18.01.2022 tarihli ilam ile haklı davalarının kabulüne karar verildiğini ve kendilerine taşınmazların ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası kapsamındaki alacak ve ferileri ile sınırlı olmak kaydıyla haciz ve satış isteme yetkisi verildiğini, bu ilam üzerine icra dosyası kapsamında taşınmazların haciz ve satışı için talep gönderdiklerini, Türk Ticaret Kanunu 750.maddesinin "zamanaşımı; dava açılması, takip talebinde bulunulması, davanın ihbar edilmesi veya alacağın iflas masasına bildirilmesiyle kesilir'' hükmünü içerdiğini, 20.02.2020 tarihi itibarıye dava açılması ile zamanaşımının kesildiğini, yerel mahkemenin 18.01.2022 tarihli ilamı ile zamanaşımı süresinin yeniden işlemeye başladığını, Antalya Bölge Adliye Mahkemesinin ...Esas... Karar sayılı ilamı ile tasarrufun iptali davasının zamanaşımını kesip durdurmayacağı, son işlem tarihinden itibaren 1 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu şeklindeki gerekçe ile icranın geri bırakılmasına yönelik verdiğini kararın hakkaniyete aykırılık teşkil ettiğini, BAM kararının kesin olması sebebiyle temyiz yoluna başvurulamadığını, müvekkilinin hak kaybına uğradığını, icra dosyasının zamanaşımına uğramadığının tespiti için iş bu davanın açılma zorunluluğunun hasıl olduğu beyanla davalarının kabulü ile ... İcra müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasındaki alacağın zamanaşımına uğramadığının tespitine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı yana tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili hakkında ...İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, bu takibe ilişkin olarak icranın geri bırakılması için .... İcra Hukuk Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası ile dava açıldığını ve reddedildiğini, İstinaf ilamı ile ilk derece mahkemesinin kararının ortadan kaldırıldığını ve müvekkilinin lehine karar verildiğini, verilen kararın kesin olduğunu, haciz işleminin 10.02.2020 tarihinde yapıldığını, bu tarihten sonra 08.02.2022 tarihine kadar işlem yapılmadığını, arada yapılan işlemlerin ise zamanaşımını kesici nitelikte olmadığını, bu takipte müvekkili borçlunun ciranta konumunda olduğunu, kesinleşmiş bir kambiyo takibi nedeniyle alacaklının ciranta bakımından bir yıl boyunca zamanaşımı kesici bir işlem yapılmamış olmasının zamanaşımını ortaya çıkardığını, açılan tasarrufun iptali davasının zaman aşımını kesici nitelikte olmadığını, dosya borcunun davaların açılmasından sonra icra tehdidi altında ödendiğini, borcu ödeyenin de müvekkili değil üçüncü kişi olduğunu, TTK 749 ve devamı maddeleri ile Borçlar Kanunu hükümlerine göre alacak ve takip ciranta olan müvekkili açısından zamanaşımına uğradığını beyanla davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; somut olayda eda davası açılması mümkün iken olumlu tespit davası açıldığı, bu haliyle davacının davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığı gerekçesi ile; "Davanın 6100 sayılı HMK 114/1h maddesi kapsamında hukuki yarar dava şartı yokluğu nedeniyle usulden REDDİNE," dair karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle: Yerel mahkemece verilen karar hatalı olup; istinaf incelemesi neticesinde kaldırılması gerektiğini, davalı hakkında başlatılan icra takibi devam ederken davalı yanca icra takibinin zamanaşımına uğradığı iddiasıyla dava açılmış yerel mahkemece dava reddedilmişse de Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 12. H.D. ...E....K. sayılı ilamı ile icranın geri bırakılmasına karar verilmiş olduğunu, mahkeme ilamı ile icranın geri bırakılmasına karar verilmesi durumunda İİK m.33/a "Alacaklı, icranın geri bırakılması kararının kesinleştiğinin kendisine tebliğinden sonra, zamanaşımının vaki olmadığını ispat sadedinde ve 7 gün içinde umumi mahkemelerde dava açabilir. Aksi takdirde icrası istenen ilamın zamanaşımına uğradığı hususu kesin hüküm teşkil eder." hükmü gereğince alacaklının takibin zamanaşımına uğramadığının tespiti için dava açması gerekmekte olup; taraflarınca süresi içerisinde takibin zamanaşımına uğramadığının tespiti için dava açıldığını, Yargıtay içtihatlarıyla da sabit olduğu üzere madde hükmü ile kastedilen takip alacaklısına tespit ya da eda davası açmak hususunda seçimlik hak tanınmış olduğunu, alacaklının isterse tespit davası ya da eda davası açabileceğini, taraflarınca takibin zamanaşımına uğramadığının tespiti davası açma yoluna gidildiğinden yerel mahkemece hukuki yarar olmadığına karar verilmesinin hatalı olduğunu, icra takibinin zamanaşımına uğramadığının tespitine ilişkin açılan davada hukuki yararın mevcut olduğu açık olduğundan istinaf başvurusunun kabulü ile yerel mahkemece verilen hukuka aykırı kararın kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle: Yerel mahkemece verilen kararın usul ve yasaya, yerleşik Yargıtay içtihatlarına uygun olduğunu, davacı yan, İİK m. 33/a-2 uyarınca kendisine seçimlik hak tanındığını iddia etse de, genel hukuk ilkeleri gereği eda davası açılmasının mümkün olduğu hallerde tespit davası açılamayacağı kuralının burada da geçerli olduğunu, esasa girilmesi durumunda dahi, müvekkil ... takibe konu bonoda ciranta konumunda olup; TTK m. 749/2 uyarınca hamilin cirantaya karşı ileri süreceği istemler bir yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğunu, icra dosyası incelendiğinde 10.02.2020 tarihinden 08.02.2022 tarihine kadar zamanaşımını kesen hiçbir işlem yapılmadığı, bu nedenle alacağın müvekkil açısından zamanaşımına uğradığının sabit olduğunu, bu nedenlerle davacının hukuki dayanaktan yoksun istinaf başvurusunun esastan reddine, yerel mahkemenin usul ve yasaya uygun kararının onanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE :
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde;
Dava, İİK'nın 33/a maddesi gereğince icra takibine konu alacağın zamanaşımına uğramadığının tespiti istemine ilişkin olup ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davacının dava açmakta hukuki yararının bulunmadığı gerekçesiyle dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İstinaf incelemesine konu iş bu dosya, önce... Asliye Hukuk Mahkemesinde... Esasına kayden açılmış; ilgili dosyada 02/10/2025 tarih, ...Esas - ... Karar sayılı ilam ile görevsizlik kararı verildiği, karara karşı davacı tarafça İstinaf yoluna başvurulduğu, Dairemizin 29/01/2026 tarih,... Esas - ...Karar sayılı ilamıyla .... Asliye Hukuk Mahkemesinin kararına karşı davacı vekilinin İstinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek dava dosyasının ilk derece Mahkemesince .... Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilerek yukarıdaki esasına kaydı yapılarak yargılamaya devam edildiği ve iş bu istinaf incelemesine konu hükmün verildiği anlaşılmıştır.
Davacı tarafça dava dilekçesi ile; ... İcra müdürlüğünün ... Esas sayılı (Eski esas:.... İcra Müdürlüğünün ...) icra dosyasındaki alacağın zamanaşımına uğramadığının tespiti talep edilmiş; Mahkemece somut olayda eda davası açılması mümkün iken olumlu tespit davası açıldığı, bu haliyle davacının davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılarak 6100 sayılı HMK'nın 114/1-h maddesi gereğince hukuki yarar dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
İİK'nın 33/a maddesinde: ''İlamın zamanaşımına uğradığı veya zamanaşımının kesildiği veya tatile uğradığı iddiaları icra mahkemesi tarafından resmi vesikalara müsteniden incelenerek icranın geri bırakılmasına veya devamına karar verilir.
Alacaklı, icranın geri bırakılması kararının kesinleştiğinin kendisine tebliğinden sonra, zamanaşımının vaki olmadığını ispat sadedinde ve 7 gün içinde umumi mahkemelerde dava açabilir. Aksi takdirde icrası istenen ilamın zamanaşımına uğradığı hususu kesin hüküm teşkil eder.
İcranın devamına karar verilmesi halinde 33 üncü maddenin son fıkrası burada da uygulanır.'' düzenlemesi bulunmakta olup, aynı kanunun 71/2.maddesinde de; ''Borçlu, takibin kesinleşmesinden sonraki devrede borcun zamanaşımına uğradığını ileri sürecek olursa, 33a. maddesi hükmü kıyasen uygulanır.'' düzenlemesi bulunmaktadır.
2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 170/b maddesinde, ilamsız takiplere ilişkin 61. maddenin 2, 3, 4 ve 5. fıkraları ile 62 ilâ 72. maddelerinin kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takibe ilişkin hükümlere aykırı olmadıkça, bu yolla yapılan takipler hakkında da uygulanacağı; bu yollama nedeniyle bu yolla takipte uygulama alanı bulunan 71. maddesinde de, borçlunun, takibin kesinleşmesinden sonra borcun zamanaşımına uğradığını ileri sürmesi halinde, 33/a maddesi hükmünün kıyasen uygulanacağı ifade edilmiştir.
Davacı yanca davalı aleyhine girişilen takip kambiyo senedine dayalı takiptir. İİK'nın 170/b ve 71. maddeleri yollamasıyla İİK'nın 33/a-2 maddesi uyarınca takip alacaklısı senedin zamanaşımına uğramadığının tespitini talep edebileceği gibi temel ilişkiye dayalı olarak mahkemede de dava açabilir. Bu kapsamda yukarıda da açıklandığı üzere takibin kambiyo senedine dayalı olması İİK'nın 33/2-a maddesi kapsamında tespit davası açmaya engel değildir.
Davacının talebi, İİK 33/a-2 maddesi uyarınca icranın geri bırakılması kararının kesinleştiğinin kendisine tebliğinden sonra açılan ve senede dayalı olarak talep edilen zamanaşımının dolmadığının tespiti davası olup; Mahkemece davacının talebi hatalı olarak, temel ilişkideki alacağın zamanaşımının dolmadığının tespiti davası olarak değerlendirilmiştir. Temel ilişkideki alacağın zamanaşımına uğramadığının tespiti talebi yönünden her ne kadar davacının hukuki yararı yok ise de; somut dava İİK 33/a-2 maddesi uyarınca açılmış bir dava olmakla, 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 33/a-2 maddesinde aynen "Alacaklı, icranın geri bırakılması kararının kesinleştiğinin kendisine tebliğinden sonra, zamanaşımının vâki olmadığını ispat sadedinde ve 7 gün içinde umumi mahkemelerde dava açabilir. Aksi takdirde icrası istenen ilâmın zamanaşımına uğradığı hususu kesin hüküm teşkil eder." hükmüne yer verildiğinden, takip alacaklısının takip dayanağı senedin zamanaşımına uğramadığının tespitini istemek ya da eda davası açmak şeklinde seçimlik bir hakkının oluştuğu düşünülmeli, gerek takibin talikine dair kararın kesinleşmesinin ilgilisine bildirilmesinden sonra 7 günlük süre içerisinde açılan tespit davasında gerekse eda davasında hukuki yarar bulunduğu kabul edilmelidir. (Bknz:Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesinin 17.02.2014 tarihli, 2014/43 Esas - 2014/999 Karar sayılı ilamı)
Somut olayda; davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine ... İcra müdürlüğünün ...Esas sayılı (Eski esas: .... İcra Müdürlüğünün ...) dosyası üzerinden kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takibe girişildiği; süresi içerisinde ödeme emrine itiraz edilmediğinden takibin kesinleştiği, ancak davalı borçlu tarafından davacı alacaklı aleyhine ... İcra Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında şikayet yoluyla takip konusu kambiyo senedinin zamanaşımına uğradığı iddiasının ileri sürüldüğü, mahkemece talebin reddine karar verildiği fakat karara karşı istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 12. H.D.'nin 25/03/2025 tarihli ... E. ... K. Sayılı ilamı ile şikayetin kabulü ile İİK’nin 170/b, 71/2 ve 33/a maddeleri uyarınca şikayet eden borçlu yönünden ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasındaki icranın geri bırakılmasına karar verildiği, ilgili karar ilamının alacaklı ... vekiline ... İcra Hukuk Mahkemesi'nin ...Esas sayılı dosyasında 27/04/2025 tarihinde e-tebliğ yolu ile tebliğ edildiği, istinaf incelemesine konu iş bu davanın ise 05/05/2025 tarihinde İcra ve İflas Kanunu'nun 33/a-2 maddesinde gösterilen 7 günlük hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmaktadır. Başka bir anlatımla, davacı yukarıda izah edilen seçimlik hakkını İcra ve İflas Kanunu'nun 33/a-2 maddesinde gösterilen tespit davasını açma şeklinde kullanmıştır. Bu halde dahi, davacının genel hükümlere göre eda davası açma hakkının bulunduğu tereddütsüzdür.
Açıklanan ilkeler doğrultusunda, davacının genel hükümlere göre alacağının tahsili amacıyla dava açma hakkının her zaman saklı olduğu, Kanunun açık hükmü gereği davacının tespit istemekte hukuki yararının bulunduğu düşünülerek işin esasının incelenip karar verilmesi yerine davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiş olması doğru değildir. Davacı vekilinin istinaf başvurusu yerindedir.
Kamu düzeni yönünden yapılan incelemede ise;
492 sayılı Harçlar Kanun'un 30. maddesi "Muhakeme sırasında tesbit olunan değerin, dava dilekçesinde bildirilen değerden fazla olduğu anlaşılırsa, yalnız o celse için muhakemeye davam olunur, takip eden celseye kadar noksan değer üzerinden peşin karar ve ilam harcı tamamlanmadıkça davaya devam olunmaz. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 409. maddesinde gösterilen süre içinde dosyanın muameleye konulması, noksan olan harcın ödenmesine bağlıdır." hükmünü haiz olup, madde metninden eksik harcın tamamlanmaması durumunda dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmesi, yasada belirtilen süre içerisinde eksik harcın tamamlanmaması durumunda davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekmektedir.
Dava nisbi harca tabi olup (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2015/14280, 2016/2167 karar sayılı emsal kararı) davanın maktu harç alınarak yargılamaya devam olunması yerinde olmamıştır. Dava geri bırakılan icranın devamına karar verilmesi istemine ilişkin olup, mahkemece, müddeabihin değerine göre eksik yatırılan harcın tamamlanması için davacı tarafa kesin süre verilerek oluşacak sonuca göre karar verilmelidir.
Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle HMK'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf talebinin KABULÜ İLE; .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 05/03/2026 tarih, ...Esas ...Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
3-Davacı tarafından yatırılan 732,00 TL istinaf karar harcının talebi halinde kendisine iadesine,
4-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,
5-İstinaf karar tebliği, harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile KESİN olarak karar verildi.04/06/2026
...
Başkan
...
...
Üye
...
...
Üye
...
...
Katip
...
Bu belge güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.
İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi - Esas: 2017/819, Karar: 2018/408
"İçtihat Metni"
T.C.
İstanbul Anadolu
5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2017/819 Esas
KARAR NO : 2018/408
DAVA : İtirazın İptali (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 25/07/2017
KARAR TARİHİ : 17/04/2018
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
İDDİA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; borçlu davalının müvekkili banka arasında Genel Kredi Sözleşmesi ve Ticari Kart Sözleşmesi düzenlendiği, davalının borcunu ödememesi üzere 10/01/2017 tarihinde ihtarname gönderildiği, yapılan ihtarnameye rağmen borcun yine ödenmemesi üzerine borçlu aleyhine İstanbul Anadolu --- İcra Müdürlüğünün --- esas ve --- esas sayılı dosyaları üzerinde icra takibi başlatıldığı, davalı tarafından borca, faize ve ferilerine süresinde itirazda bulunduğu, icra takipleri itiraz nedeniyle durdurulduğu, borçlunun itirazları haksız ve dayanaksız olduğu, zira borçlu, müvekkili banka arasında imzalanan sözleşmeye istinaden ticari kredi ve ticari ek hesap kullanmış ve ödemelerini yapmadığı, davalının itirazının haksız olması nedeniyle, itirazın iptaline, takibin devamına, % 20 'den aşağı olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA : Davalıya usulüne uygun dava dilekçesi ve tensip zaptı tebliğ edilmesine rağmen dava dilekçesine cevap vermediği anlaşıldı.
İNCELEME ve GEREKÇE: Dava hukuki niteliği itibariyle, kredi sözleşmesinden doğan alacağın tahsili istemiyle davalı aleyhine başlatılan icra takibine yapılan itirazın İ.İ.K. 67 maddesi kapsamında iptali davasıdır.
HMK. 138. maddesinde; "Mahkeme, öncelikle dava şartları ve ilk itirazlar hakkında dosya üzerinden karar verir." hükmü yer almaktadır. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarında itirazın iptali davasının görülmesi için borçlu hakkında usul ve yasaya uygun olarak geçerli bir takip yapılması gerektiği, bu hususun HMK 114/2 maddesi gereğince dava şartı niteliğinde olduğu, HMK. 115/2. Maddesi uyarınca mahkemenin dava şartlarını yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alacağı belirtilmiştir.
Dosyamıza celp edilen İstanbul Anadolu ----İcra Müdürlüğü'nün ---- ve --- esas sayılı takip dosyası incelendiğinde, davacı tarafından davalıya yönelik genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için icra takibi başlatıldığı, davalı tarafından kendisine ödeme emrinin tebliğinin yapıldığı tarihten itibaren 7 günlük süre içerisinde sunulan itiraz dilekçelerinde öncelikle icra müdürlüğünün yetkisine itiraz edilerek, Beykoz icra müdürlüklerinin yetkili olduğunun belirtildiği anlaşılmıştır.
İİK'nin 50. Maddesinde yetki ve itirazlar düzenlenmiş olup bu yasal düzenlemede hukuk usulü muhakemeleri kanununun yetkiye dair hükümlerinin kıyas yolu ile uygulanacağı belirtilmiştir. 6100 sayılı yasanın 5 nci ve devamı maddelerinde yetki hususu düzenlenmiş 6 ncı madde de ise genel yetkili mahkemenin davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi olacağı belirtilmiştir. Bunun yanında taraflar arasında imza edilen kredi sözleşmesinin 10.11. maddesinde İstanbul mahkemeleri ve icra dairelerinin yetkili kılındığı görülmektedir.
İtirazın iptali davasının görülebilmesi için geçerli bir icra takibinin yapılmış olması dava şartları arasındadır. Geçerli icra takibinin ise borçlunun yetkiye itirazı halinde yetkili icra dairesinde yapılması gerekir. Geçerli bir takibin bulunmadığı durumlarda itirazın iptali davasının görülebilmesine usulen olanak yoktur. İcra dairesinin yetkisine itiraz edildiği hallerde bu itiraz incelenip sonuçlandırılmadığı sürece açıklanan şekilde geçerli bir takibin bulunmayacağı ortadadır. (HGK.nun 20.3.2002 gün, 2002/13-241 E., 208 K., 28.3.2001 gün 2001/19-267 E. 2001/311 K. sayılı kararları )
Somut olayda davacı, kredi sözleşmesinden doğan borcun ödenmemesi sebebiyle davalı aleyhine icra takibi başlatmıştır. Bu durumda takip ve dolayısıyla dava konusu alacak ile ilgili uyuşmazlığın çözümünde ya “genel yetki” kuralının işletilmesi, yada takip başlatıldığı tarihte davacının tüzel kişilik adresinin bulunduğu adres veyahut taraflar arasında yapılan yetki sözleşmesi hükümlerinin uygulanması gerekecektir. HMK.6.maddesi uyarınca genel yetkili mahkeme davalının ikamet mahkemesi olup, davalının icra müdürlüğüne yapmış olduğu yetki itirazında belirtmiş olduğu adres Beykoz adresi olduğundan bu doğrultuda takibe yetkili icra müdürlüğü ya Beykoz İcra Müdürlükleri, ya da davacı alacaklı bankanın adresi ile aynı olan ve sözleşmede düzenlenen yetki kuralı gereği İstanbul (Çağlayan) İcra Müdürlükleridir. Huzurdaki davaya konu icra takibi ise İstanbul Anadolu İcra Müdürlüklerinde başlatılmıştır.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacı ile davalı arasında kredi sözleşmesi imza edildiği, ödenmeyen borç sebebiyle davalı aleyhine İstanbul Anadolu İcra Müdürlüklerinde takip başlatıldığı, davacının takip tarihi itibariyle adresinin İstanbul, davalının adresinin ise Beykoz olduğu, her iki adresinde İstanbul Anadolu İcra Müdürlüklerinin yetki sınırları içerisinde olmadığı, davalının icra müdürlüklerine yapmış olduğu yetki itirazının süresinde ve yetkili icra dairesinin gösterilmesi suretiyle usulüne uygun olarak yapıldığı, bu doğrultuda İİK.nun 50/1.maddesi ve HMK 6. maddesi ve sözleşmenin ilgili maddesi gereği takibin, Beykoz ya da İstanbul icra dairelerinde yapılması gerekirken Anadolu İcra Müdürlüklerinde başlatıldığı, bu durumda icra takibinin yetkili yer icra dairesinde yapılmayarak itirazın iptaline dair dava şartının yerine getirilmemiş olduğu kanaatine varılarak 6100 sayılı HMK'nın 114/2 maddesinde düzenlenen yasal düzenlemede göz önünde bulundurularak aynı yasanın 115. maddesi uyarınca davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davaya esas icra takibinin yetkisiz icra dairesinde yapılması nedeniyle, geçerli bir icra takibin olmadığı anlaşıldığından davanın HMK 114/2 ve 115/2 maddeleri uyarınca usulden reddine karar verildi.
2-Karar harcı 35,90-TL 'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 736,81-TL harcın mahsubu ile artan 700,91-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halide davacıya iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
5-Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde talep halinde ilgili tarafa iadesine,
İlişkin olarak davalının yokluğunda, davacı vekilinin yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 17/04/2018