Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu - Esas: 2023/3171, Karar: 2025/746
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2023/3171
Karar No : 2025/746
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Valiliği
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI YANINDA MÜDAHİL : ...
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACILAR) : 1- ... 2- ... 3- ... 4- ... 5- ... 6- ...
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Zonguldak ili, Kdz. Ereğli ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, .. parsel sayılı taşınmazdaki davacılara ait hisselerin 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun uyarınca diğer paydaşa açık artırma usulüyle satışının yapılacağına dair Zonguldak Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün ... tarih ve E... sayılı işlemi ile bu işleme yapılan itirazın reddine ilişkin ... tarih ve E... sayılı işlemin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; çoğunluk hissesi sahibi paydaşın yüklenici firmayla imzalamış olduğu kat karşılığı inşaat sözleşmesinin ihtarname ekinde davacılara gönderildiği, bununla birlikte süreç içerisinde davacıların sözleşmeyi imzalayarak idareye ibraz etmelerinin istenildiği ancak davacıların bu sözleşmeyi imzalayarak idareye ibraz etmedikleri görüldüğünden, 6306 Sayılı Kanunun Uygulama Yönetmeliği'nin 15/A maddesi kapsamında tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; uyuşmazlıkta, yapının 6306 sayılı Kanun uyarınca riskli yapı olarak tespitinin yapıldığı, kat maliklerince kat karşılığı inşaat sözleşmesi ile taşınmazın yeniden değerlendirilmesi yönünde Kanun'da öngörülen 2/3'ten fazla bir çoğunlukla karar alındığı, bu kararın davacılara tebliğ edildiği, davacıların anlaşmaya yanaşmaması üzerine, davacıların payının açık artırma yoluyla satışı için kıymet takdiri yapılarak satışa çıkarıldığı, satış ihalesinin yapılacağı tarih ve yerin davacılara ihaleden önce bildirildiği, çoğunluk hissesi sahibi paydaşın yüklenici firmayla imzalamış olduğu kat karşılığı inşaat sözleşmesini ihtarname ekinde davacılara gönderdiği, bununla birlikte süreç içerisinde davacıların sözleşmeyi imzalayarak idareye ibraz etmelerinin istenildiği ancak davacıların bu sözleşmeyi imzalayarak idareye ibraz etmedikleri görülmekte olup tüm bu şekli hususlar yönünden dava konusu satış işleminde bir aykırılık görülmemekle birlikte Anayasa Mahkemesinin Başvuru Numarası:2018/1567 sayılı kararında yer alan değerlendirmeler dikkate alındığında ve Asliye Hukuk Mahkemesince kat karşılığı inşaat sözleşmesindeki paylaşımın yerinde olup olmadığına dair bir irdeleme yapmaksızın bakılan dava dosyasında verilecek kararın bekletici mesele yapıldığı hususu değerlendirildiğinde, davacının temel yakınmasını oluşturan paylaşımın adil olup olmadığı noktasındaki değerlendirmenin yani satış işleminin dayanağı niteliğinde olan kat karşılığı inşaat sözleşmesindeki dağıtımın yerinde olup olmadığının Dairelerince irdelenmesi gerektiği,
Dosyada mevcut bilgi ve belgeler bir bütün olarak değerlendirildiğinde, yıkılan binanın işlek ana caddeye cepheli zemin katında yer alan davacılara ait dükkanlar yerine yıkıldıktan sonra iki kat daha fazla yapılaşma şansı olan yapının arka cephesinden 3. katta 18 ve 19 nolu dükkanların davacılara paylaşımda önerildiği, arka cepheye bakan bağımsız bölümlerle işlek ana cadde üzerinde ön cepheye bakan bağımsız bölümler arasında büyük bir değer farkı bulunduğu, bu değer farkının yıkıldıktan sonra kat mülkiyeti çözülen ve arsa niteliğine bürünen taşınmazdaki hisse oranında davacılara düşen bedelin ödenmesi halinde dahi giderilemeyeceği, zira ön cephede değerli bir yerde küçük hisse sahibi olan davacıların kat mülkiyetinin çözülmesi sonrasında alelade mevcut küçük hissedar konumuna düşecekleri ve önceki çok değerli taşınmazın bedelini değil hisseleri oranında düşen arsa satış bedelini elde edebilecekleri, bu haliyle paylaşımın adil ve hakkaniyete uygun olmadığının teknik bir incelemeyi gerektirmeden paylaşım krokisi ve mevcut fotoğraflardan açıkça anlaşıldığı, ayrıca yıkım öncesi yapıdaki paylaşımın dosyada mevcut görsellerdekinden farklı olduğuna dair ne idare ne müdahil (davalı) tarafından bir iddiada bulunulmadığı,
Bu durumda, Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının açıkça ihlali sonucunu doğuracak biçimde yapılan paylaşıma dayalı olarak tesis edilen satış işlemiyle satış işlemine yapılan itirazın reddine ilişkin işlemde hukuka uyarlık aksi yönde verilen İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 4. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun kabulüne, davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararının kaldırılarak dava konusu işlemlerin kesin olarak iptaline ve anılan kararın davalı yanında müdahil tarafından temyiz edilmesi üzerine, uyuşmazlığın 2577 sayılı Kanun'un 46. maddesinde belirtilen temyiz yoluna başvurulabilecek kararlar arasında yer almadığı ve aynı Kanun'un 45/6.maddesi kapsamında kalan kesin nitelikli karar olduğu gerekçesiyle ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:..., Temyiz No:... sayılı kararla temyiz isteminin reddine karar verilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin 11/04/2023 tarih ve E:2022/8923, K:2023/3634 sayılı kararıyla;
Temyiz isteminin reddi yolunda ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince verilen ... tarih ve E:..., K:..., Temyiz No:... sayılı karara karşı yapılan temyiz istemi yönünden yapılan incelemede;
Uyuşmazlıkta, öncelikle anılan Bölge İdare Mahkemesi kararının temyize tabi kararlardan olup olmadığı hususunun değerlendirilmesi gerektiği,
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyiz" başlıklı 46. maddesinin 1.fıkrasının (b) bendinde, "Konusu yüz bin Türk lirasını aşan vergi davaları, tam yargı davaları ve idari işlemler hakkında açılan davalar." hakkında Bölge İdare Mahkemesince verilen kararların temyize tabi kararlar arasında sayıldığı,
Uyuşmazlığın, 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun kapsamında davacılara ait arsa paylarının açık artırma usulüyle diğer paydaşlara açık artırma usulüyle satışının yapılacağına dair Zonguldak Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü'nün ... tarih ve E... sayılı işlemi ile bu işleme yapılan itirazın reddine ilişkin ... tarih ve E... sayılı işleminden kaynaklandığı, dava konusu işlemde bildirilen satışın ise 20.01.2021 tarihinde yapıldığı, arsa paylarını satın alan kişinin müdahil ... olduğu, davacıların arsa paylarının bedelleri karşılığı olarak toplamda 379.200,00-TL ödediği,
Dava konusu işlemin iptali istemiyle açılan davanın reddi yolundaki ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun kabulü ile Mahkeme kararı kaldırılarak dava konusu işlemin iptali yolunda ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince kesin olarak verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizi üzerine, konusu yüz bin Türk lirasını aşan idari işlemlerden olduğu anlaşılan dava konusu işleme karşı açılan davanın temyize tabi olduğu, dolayısıyla kesin olarak değerlendirilemeyeceği açık olan anılan karara karşı davalı idare ve davalı yanında müdahil tarafından yapılan temyiz istemlerinin reddi yolunda verilen ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:..., Temyiz No:... sayılı kararında hukuki isabet görülmediği,
Bu itibarla, anılan temyiz isteminin reddine ilişkin karar kaldırılmak suretiyle, ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince kesin olarak verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı karara karşı yapılan temyiz isteminin esasının incelenmesine geçilmiş,
Esas yönünden; arsa payı maliklerinin yeni yapının paylaşımına ilişkin olarak aldığı kararın, dava konusu satış işleminden önce alınması gerekli ve gerçek kişiler arasında alınan bir karar olduğu, bu kararda idarenin taraf olmadığı ayrıca, paylaşıma ilişkin bu karara karşı adli yargı yerinde açılan bir davanın da bulunduğu dikkate alındığında, paylaşıma ilişkin hususların hukuki olup olmadığının adli yargı yerince değerlendirilmesi sonucunda verilecek kararın bakılan davanın sonucunu etkileyeceği anlaşıldığından, adli yargı yerinde verilecek kararın bekletici mesele yapılabileceği gibi satış işleminden önce alınan kararların ve yapılan işlemlerin (arsa paydaşlarınca alınan kararlar, tebligat, ihtar, bedel tespiti vd.) dava konusu satış işleminin hukuki durumuna etkisinin 6306 sayılı Kanun ve 6306 sayılı Kanunun Uygulama Yönetmeliği hükümleri kapsamında İdari Dava Dairesince keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle değerlendirilmesi gerektiği,
Bununla birlikte, keşif ve bilirkişi incelemesi ile arsa payının rayiç değeri belirlenirken, aralarında gayrimenkul değerleme uzmanlarının da bulunduğu bir bilirkişi kurulunca, taşınmazın satış tarihindeki cins ve nevi, yüzölçümü, kıymetini etkileyecek bütün nitelik ve unsurları, her unsurun ayrı ayrı değeri, varsa vergi beyanı, varsa resmi makamlarca veya Sermaye Piyasası Kuruluna kayıtlı olarak faaliyet gösteren lisanslı değerleme kuruluşlarınca yapılmış kıymet takdirleri, taşınmazın mevkii ve şartlarına göre ve olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net geliri, özel amacı olmayan emsal (uyuşmazlığa konu taşınmazın çevresinin imar planındaki kullanım biçimi, yapılaşma koşulları ve konumları açısından benzer özellikleri olan taşınmazlar arasından seçilmeli, davaya konu taşınmaz kadastro parseli ise; emsal alınacak taşınmaz da kadastro parseli olmalı ya da emsal parsel imar parseli ise, emsal taşınmazda kesilen düzenleme ortaklık payı oranı ölçüsünde davaya konu taşınmaz bedeli düşülerek taşınmazın gerçek bedeli belirlenmeli) satışlara göre satış değeri, bedele etki eden tüm kanuni veriler, imar verileri, taşınmazın özgün nitelik ve kullanım şekli, değeri etkileyen hak ve yükümlülükleri, gayrimenkul üzerinde ayni ve şahsi irtifak hakları ve gayrimenkul mükellefiyetleri vb. bedelin tespitinde etkili olacak diğer objektif ölçülerin belirlenmesi suretiyle taşınmaz bedelini tespit edecek nitelikteki rapor dikkate alınarak İdari Dava Dairesince karar verilmesinin tarafları tatmin edici ve adil bir yargılama yapılması açısından gereklilik olduğu,
Bu durumda, davanın reddine ilişkin Mahkeme kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun kabulü ve dava konusu işlemin iptali yolundaki temyize konu Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi ısrar kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının açıkça ihlali sonucunu doğuracak biçimde yapılan paylaşıma dayalı olarak tesis edilen satış işlemiyle satış işlemine yapılan itirazın reddine ilişkin işlemde hukuka uyarlık aksi yönde verilen İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmadığı, öte yandan, davacıların ... Asliye Hukuk Mahkemesinde açmış oldukları düzenleme şeklinde taşınmaz satış vaadi ve arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin iptali ve sözleşmenin uyarlamasına ilişkin davada alınan bilirkişi raporunda, davacılara ait taşınmazların yıkım öncesi ve tasarlanan proje sonrası hazırlanan mukayese tablosuna göre 3 kat oranında şerefiye farkı olduğunun açıkça belirtildiği ve Dairelerinin paylaşımın adil ve hakkaniyete uygun olmadığı yönündeki -bilirkişi incelemesi yapılmadan ortaya konulan- değerlendirmesiyle benzer bir yaklaşım sergilendiği gerekçeleriyle, davacının istinaf başvurusunun kabulü ile İdare Mahkemesi kararının kaldırılması, dava konusu işlemlerin iptali yolundaki ilk kararda ısrar edilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, temyize konu kararın yerindelik denetimi yapılması sonucunda verildiği, kat karşılığı inşaat sözleşmesinin konusu olan paylaşıma ilişkin hususların Adli Yargı yerince incelenebileceği, keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmaksızın teknik bir konuda karar verilmesinin hatalı olduğu belirtilerek temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden, davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ile, Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin temyize konu ısrar kararının, Danıştay Altıncı Dairesinin 11/04/2023 tarih ve E:2022/8923, K:2023/3634 sayılı kararında yer alan gerekçe doğrultusunda bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
Uyuşmazlığa konu 557,94 m² yüzölçümlü taşınmazın 2/48 hissesi (zemin katta bulunan 10 ve 16 nolu bağımsız bölümlerin -dükkan-) davacılara, geri kalan 46/48 hissesi ise davaya müdahil ...'a ait olup, taşınmaz üzerindeki binanın riskli yapı olarak tespit edilmesi sonrasında, söz konusu bina yerine yeni bina yapılmak üzere yıkılmıştır.
Yıkılan binanın yerine yapılacak bina için 46/48 oranında pay sahibi ... ile ... Turizm Gıda San. ve Tic. Ltd. Şti. arasında Kdz. Ereğli 2. Noterliğinin ... tarih ve ... yevmiye nolu düzenleme şeklinde taşınmaz satış vaadi ve arsa karşılığı inşaat sözleşmesi imzalanmıştır. Anılan sözleşmenin "Paylaşım şekli ve oranları" başlıklı 4. maddesinde; arsa payı paylaşım oranının %50 arsa sahibine, %50 yükleniciye ait olacağı; zemin katta ve 1. katta bulunan 13 ve 14 nolu dükkanlar ile bodrum katta bulunan projede 13 ve 14 nolu dükkana bağlı olan 13 ve 14 nolu eklenti depolar'ın yükleniciye ait olacağı; 2. katta bulunan 15 nolu dükkan, 3. katta bulunan 16 ve 17 nolu dükkan ile 1 ve 2 nolu meskenler, 4. katta bulunan 3, 4, 5, 6 ve 7 nolu meskenler, 5. katta bulunan 8, 9, 10, 11, 12 nolu meskenlerin arsa sahibi olarak belirtilen ...'a ait olacağı; sözleşme eki krokide gösterilen 3. katta bulunan 61 m² alana sahip 19 nolu dükkan ile 3. katta bulunan brüt 60 m² alana sahip 18 nolu dükkanın ise sözleşmede taraf olmayan fakat yıkılmış binada 10 ve 16 nolu bağımsız bölümlerin sahipleri olan Mehmet Köse mirasçıları ile ...'a (davacılara) anlaşma yapılması için ayrıldığı belirtilmiş, kat malikleri toplantısı için belirlenen ve usulünce paydaşlara bildirilen 18/10/2019 tarihli, (... ve ... haricindeki) paydaşların katıldığı toplantıda; riskli yapı olarak tespit edildikten sonra yıktırılan, kat irtifakları terkin edilen ve arsa vasfına dönüşümünün yapıldığı belirtilen taşınmaz için ... Değerleme ve Danışmanlık AŞ 'ye yaptırılmış ... tarih ve ... sayılı değerleme raporunun birer sureti dağıtıldıktan sonra ... ile ... Turizm Gıda San. ve Tic. Ltd. Şti. arasında 14/10/2019 tarihinde imzalanmış bulunan düzenleme şeklinde taşınmaz satış vaadi ve arsa karşılığı inşaat sözleşmesi çerçevesinde inşaatın yapılmasına 2/3 oyçokluğunu da aşar şekilde 46/48 pay oranıyla karar verilmiştir.
Akabinde, 46/48 pay oranı sahibi ...'un 08/07/2020 tarihli dilekçesindeki talebi doğrultusunda; satış istemine binaen 13/07/2020 tarihli Zonguldak Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü işlemiyle Bedel Tespit Komisyonu oluşturulmuş; karara katılmayan (uzlaşmayan) davacılara ait hisselerin 6306 sayılı Kanun uyarınca açık artırma usulüyle 2/3 çoğunlukla uzlaşma sağlayan hissedara açık artırma suretiyle satışının yapılacağı yolunda ... tarih ve E... sayılı Zonguldak Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü işlemi tesis edilmiş, söz konusu satış kararı Kdz. Ereğli 2. Noterliğinin ... tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesiyle tüm paydaşlara tebliğ edilmiş, satış kararına davacılar tarafından yapılan itiraz Zonguldak Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün ... tarih ve E... sayılı işlemiyle reddedilmiş, anılan itirazın reddine dair işlem ile satış kararının iptali istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT
6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun'un 5. maddesinin birinci fıkrasında, "Riskli yapıların yıktırılmasında ve bunların bulunduğu alanlar ile riskli alanlar ve rezerv yapı alanlarındaki uygulamalarda, öncelikli olarak malikler ile anlaşma yoluna gidilmesi esastır." kuralına, "Uygulama işlemleri" başlıklı 6. maddesinin birinci fıkrasında ise: "(Değişik: 14/04/2016 - 6704/23 md.) Üzerindeki bina yıkılarak arsa hâline gelen taşınmazlarda daha önce kurulmuş olan kat irtifakı veya kat mülkiyeti, ilgililerin muvafakatleri aranmaksızın Bakanlığın talebi üzerine ilgili tapu müdürlüğünce resen terkin edilerek, önceki vasfı ile değerlemede bulunularak veya malik ile yapılan anlaşmanın şartları tapu kütüğünde belirtilerek malikleri adına payları oranında tescil edilir. Taşınmazların niteliği resen mevcut duruma göre tescil edilir. Bu taşınmazların sicilinde bulunan ayni ve şahsi haklar ile temlik hakkını kısıtlayan veya yasaklayan her türlü şerh, hisseler üzerinde devam eder. [...] Bu çerçevede riskli alanlar ve rezerv yapı alanlarında uygulama yapılan etap veya adada, riskli yapılarda ise bu yapıların bulunduğu parsellerde, yapılar yıktırılmadan önce, parsellerin tevhit edilmesine, münferit veya birleştirilerek veya imar adası bazında uygulama yapılmasına, ifraz, terk, ihdas ve tapuya tescil işlemlerine, yeniden bina yaptırılmasına, payların satışına, kat karşılığı veya hasılat paylaşımı ve diğer usuller ile yeniden değerlendirilmesine, yapının paydaşı olup olmadıkları gözetilmeksizin sahip oldukları hisseleri oranında paydaşların en az üçte iki çoğunluğu ile karar verilir. Bu karara katılmayanların arsa payları, Bakanlıkça rayiç değeri tespit ettirilerek ve bu değerden az olmamak üzere anlaşma sağlayan diğer paydaşlara açık artırma usulü ile satılır." kuralına yer verilmiştir.
6306 Sayılı Kanunun Uygulama Yönetmeliği'nin "Riskli yapıların bulunduğu parsellerde, riskli alanlarda ve rezerv yapı alanlarında yapılacak uygulamaları" gösteren 15. maddesinin ikinci fıkrasında: "(Değişik: RG-27/10/2016 - 29870) Riskli alanlar ve rezerv yapı alanlarında uygulama yapılan etapta veya adada, riskli yapılarda ise bu yapıların bulunduğu parsellerde; yapıların yıktırılmış olması şartı aranmaksızın ve yapının paydaşı olup olmadıkları gözetilmeksizin, parsellerin tevhit edilmesine, münferit veya birleştirilerek veya imar adası bazında uygulama yapılmasına, ifraz, taksim, terk, ihdas ve tapuya tescil işlemlerine, yeniden bina yaptırılmasına, payların satışına, kat karşılığı veya hasılat paylaşımı ve diğer usuller ile yeniden değerlendirilmesine, bütün maliklerce oybirliği ile karar verilememiş ise, anlaşma sağlanamayan maliklere ait taşınmazların değeri Sermaye Piyasası Kuruluna kayıtlı olarak faaliyet gösteren lisanslı değerleme kuruluşlarına tespit ettirilir ve bu değer de gözetilerek oybirliği ile anlaşmaya çalışılır. Oybirliği ile anlaşma sağlanamaması halinde yapılacak uygulamalara sahip oldukları hisseleri oranında paydaşların en az üçte iki çoğunluğu ile karar verilir." düzenlemesi, Yönetmeliğin 15/A maddesinin (Ek: RG - 02/07/2013 - 28695) (Değişik: RG - 27/10/2016 - 29870) birinci fıkrasında: "Riskli alanlar, rezerv yapı alanları ve riskli yapıların bulunduğu parsellerde hisseleri oranında paydaşların en az üçte iki çoğunluğu ile alınan karara katılmayan maliklerin arsa paylarının satışı için; a) Maliklerin en az üçte iki çoğunlukla anlaştıklarına dair anlaşan maliklerce imzalı karar tutanağı veya anlaşan maliklere ait sözleşme veya vekâletname örnekleri gibi belgeler, b) Maliklerin en az üçte iki çoğunluğu ile alınan kararın ve anlaşma şartlarını ihtiva eden teklifin noter vasıtasıyla veya 7201 sayılı Kanuna göre karara katılmayan malike bildirilerek kabulü için onbeş gün süre verildiğine dair belgeler, c) Üçte iki çoğunlukla alınan karara katılmayan maliklere ait taşınmazların Sermaye Piyasası Kuruluna kayıtlı olarak faaliyet gösteren lisanslı değerleme kuruluşlarına tespit ettirilen değerine ilişkin belgeler, ç) Satışı yapılacak arsa paylarının maliklerinin tebligata elverişli adres bilgileri ile birlikte yazılı olarak Müdürlüğe müracaatta bulunulur. Satış işleminin yapılabilmesi için yapıların yıktırılmış olması gerekmez." düzenlemesi yer almaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Benzer Uyuşmazlıkta Anayasa Mahkemesince verilen kararda;
Anayasa Mahkemesinin Başvuru Numarası: 2018/1567 sayılı dosyasında, bakılan uyuşmazlıkta olduğu gibi riskli yapı olarak belirlenip yıkımı gerçekleştirilen yapının bulunduğu taşınmazın 2/3 çoğunluğu teşkil eden paydaşlarının imzaladığı kat karşılığı inşaat sözleşmesini kabul etmeyerek imzalamayan başvurucuların satışın iptali istemiyle açtıkları davanın reddedilmesi üzerine mülkiyet haklarının ihlal edildiği gerekçesiyle bahse konu başvuruyu yaptıkları anlaşılmaktadır. Başvurucuların aynı zamanda bakılan uyuşmazlıkta olduğu gibi adli yargı mercilerinde malikler kurulu kararının iptali ve sözleşmenin düzeltilmesi istemiyle dava açtıkları görülmektedir.
Anayasa Mahkemesince verilen bahse konu başvuruya ilişkin kararda:
"103. Malikler Kurulunun üçte iki çoğunluğunun taşınmazın yeni paylaşım şekline ilişkin kararına rıza göstermeyen hissedarların paylarının satılması yolunda düzenleme yapılması kamu makamlarının takdir yetkisinde olsa da bu durum, İdarenin söz konusu yetkisini keyfî bir biçimde kullanabileceği anlamına gelmemektedir. Bu bağlamda hissedarların yeterli bir müzakere sonucu bir karara varmış olması, bu kararın azınlıkta kalan hissedarların menfaatlerini açık bir biçimde zedelememesi gerekir. Azınlıkta kalan hissedarların, kendi çıkarlarına açıkça aykırı olan, taşınmazın eski durumuna kıyasla açık dengesizlikler içeren bir projeyi kabul etmeye zorlayan karara iştirak etmemiş olmaları hisselerin satışı gibi ağır bir müdahaleyi haklılaştırmamaktadır. Azınlıkta kalan paydaşların hisselerinin Malikler Kurulunun çoğunluğunca kararlaştırılan yeni paylaşım yöntemine yönelik itirazları yargısal bir merci tarafından dinlenerek ilgili ve yeterli gerekçeyle karşılanmadan satışa çıkarılması hâlinde en hafif zedeleyici araca başvurulduğu söylenemeyecektir. Dolayısıyla azınlıkta kalan hissedarların teklif edilen yeni paylaşım şekline yönelik iddialarının incelenip incelenmediği müdahalenin gerekliliği bağlamında oldukça önem taşımaktadır.
104. Somut olayda üçte iki çoğunluğun kararına iştirak etmeyen başvurucuların çoğunluk kararına karşı iki farklı yargısal yola başvurdukları görülmektedir. [...]
106. Bu durumda başvurucunun Malikler Kurulu kararına yönelik şikâyetlerinin hiçbir yargı mercii tarafından incelenmediği anlaşılmaktadır. Yukarıda açıklandığı üzere Malikler Kurulunun taşınmazın değerlendirme biçimini belirleyen kararının tarafların menfaatlerine uygun ve hakkaniyetli olması mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin ölçülülük şartlarındandır. [...] Malikler Kurulu kararı davanın konusunu oluşturmasa da başvuruculara teklif edilen yeni paylaşım şeklinin kabul edilmemesi satış kararının temel sebebini teşkil etmektedir. Satış kararının hukukiliğinin denetlenmesi başvurucuların yeni paylaşım şekline rıza göstermemelerinin haklı bir temele dayanıp dayanmadığının da incelenmesini gerektirmektedir. Yeni paylaşım şeklinin dengeli ve adil olup olmadığı incelenmeden satış kararının hukukiliği yönünden yapılacak bir denetimin gerçek manada yargısal bir denetim olduğundan söz edilemez. Aksi takdirde idare mahkemesi salt şeklî bir denetim yapmış olur. Dolayısıyla Bölge İdare Mahkemesinin başvurucuların taşınmazın yeni paylaşım şekline yönelik itirazlarını inceleme dışı bırakan yaklaşımı Anayasa'nın 35. maddesinin devlete yüklediği gerekliliklere uygun bir denetim yapılmaması sonucunu doğurmuştur.
108. Öte yandan İdare Mahkemesinin yeni paylaşım şeklindeki hisse oranının eski paylaşım yöntemine uygun olup olmadığıyla sınırlayan denetiminin de Anayasa'nın 35. maddesindeki güvencelere uygun olduğu söylenemez. Anayasa'nın 35. maddesinin aradığı manada bir denetim yeni paylaşım şeklinin ekonomik yönden dengeli olup olmadığının incelenmesini gerektirmektedir. Bu da gerekirse bilirkişi incelemesi yapılmasıyla anlaşılabilecek bir husustur. İdare Mahkemesinin yeni paylaşım şeklinin adil ve dengeli olup olmadığı yolunda -gerekirse bilirkişi görüşünü alarak- bir inceleme yapmadan salt şeklî denetimle yetinmesi başvurucuların hisselerinin satışının son çare olup olduğunun gösterilememesi neticesini husule getirmiştir." şeklinde değerlendirmelerde bulunulmuş ve sonuç olarak başvurucuların Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verilmiştir.
Somut olayda da, Danıştay Altıncı Dairesince, dava konusu işlemlerin iptali yolundaki Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının yukarıda özetlenen gerekçeyle bozulmasına ilişkin kararın, aktarılan Anayasa Mahkemesi kararında yapılan değerlendirmeler çerçevesinde uyuşmazlığın sürüncemede kalmasına neden olacağı anlaşılmıştır. Zira, dava konusu satışa ilişkin işlemlerin, dayanağı olan, kat karşılığı inşaat sözleşmesinin iptali ve sözleşmenin uyarlanması istemiyle ... Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan davada, kat karşılığı inşaat sözleşmesindeki paylaşımın yerinde olup olmadığına dair bir irdeleme yapılmaksızın bakılan davada verilecek kararın bekletici mesele yapıldığı göz önüne alındığında, uyuşmazlığın sürüncemede bırakılmaması için, temyizen incelenen bu dosyada paylaşımın adil olup olmadığına dair bir inceleme yapılması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Bu halde, yapının 6306 sayılı Kanun uyarınca riskli yapı olarak tespitinin yapıldığı, kat maliklerince kat karşılığı inşaat sözleşmesi ile taşınmazın yeniden değerlendirilmesi yönünde Kanun'da öngörülen 2/3'ten fazla bir çoğunlukla karar alındığı, bu kararın davacılara tebliğ edildiği, davacıların anlaşmaya yanaşmaması üzerine, davacılar payının açık artırma yoluyla satışı için kıymet takdiri yapılarak satışa çıkarıldığı, satış ihalesinin yapılacağı tarih ve yerin davacılara ihaleden önce bildirildiği, çoğunluk hissesi sahibi paydaşın yüklenici firmayla imzalamış olduğu kat karşılığı inşaat sözleşmesini ihtarname ekinde davacılara gönderdiği, bununla birlikte süreç içerisinde davacıların sözleşmeyi imzalayarak idareye ibraz etmelerinin istenildiği ancak davacıların bu sözleşmeyi imzalayarak idareye ibraz etmedikleri görülmekte olup tüm bu şekli hususlar yönünden dava konusu satış işleminde bir aykırılık görülmemekle birlikte yukarıda anılan Anayasa Mahkemesi kararında yer alan değerlendirmeler dikkate alındığında ve Asliye Hukuk Mahkemesince kat karşılığı inşaat sözleşmesindeki paylaşımın yerinde olup olmadığına dair bir irdeleme yapmaksızın bakılan dava dosyasında verilecek kararın bekletici mesele yapıldığı hususu değerlendirildiğinde, davacının temel yakınmasını oluşturan paylaşımın adil olup olmadığı noktasındaki değerlendirmenin yani satış işleminin dayanağı niteliğinde olan kat karşılığı inşaat sözleşmesindeki dağıtımın yerinde olup olmadığının irdelenmesi gerekmektedir.
Dosyada mevcut bilgi ve belgeler bir bütün olarak değerlendirildiğinde, yıkılan binanın işlek ana caddeye cepheli zemin katında yer alan davacılara ait dükkanlar yerine bina yıkıldıktan sonra iki kat daha fazla yapılaşma şansı olan yapının arka cephesinden 3. katta 18 ve 19 nolu dükkanların davacılara önerildiği, arka cepheye bakan bağımsız bölümlerle işlek ana cadde üzerinde ön cepheye bakan bağımsız bölümler arasında büyük bir değer farkı bulunduğu, bu değer farkının yıkıldıktan sonra kat mülkiyeti çözülen ve arsa niteliğine bürünen taşınmazdaki hisse oranında davacılara düşen bedelin ödenmesi halinde dahi giderilemeyeceği, zira ön cephede değerli bir yerde küçük hisse sahibi olan davacıların kat mülkiyetinin çözülmesi sonrasında alelade mevcut küçük hissedar konumuna düşecekleri ve önceki çok değerli taşınmazın bedelini değil hisseleri oranında düşen arsa satış bedelini elde edebilecekleri, bu haliyle paylaşımın adil ve hakkaniyete uygun olmadığının teknik bir incelemeyi gerektirmeden paylaşım krokisi ve mevcut fotoğraflardan açıkça anlaşıldığı, ayrıca yıkım öncesi yapıdaki paylaşımın dosyada mevcut görsellerdekinden farklı olduğuna dair ne idare ne müdahil (davalı) tarafından bir iddiada bulunulmadığı da görülmüştür.
Bu durumda, Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının açıkça ihlali sonucunu doğuracak biçimde yapılan paylaşıma dayalı olarak tesis edilen satış işleminde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Öte yandan, davacıların ... Asliye Hukuk Mahkemesinde açmış oldukları düzenleme şeklinde taşınmaz satış vaadi ve arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin iptali ve sözleşmenin uyarlamasına ilişkin davada alınan bilirkişi raporunda, davacılara ait taşınmazların yıkım öncesi ve tasarlanan proje sonrası hazırlanan mukayese tablosuna göre 3 kat oranında şerefiye farkı olduğu açıkça belirtilmiş ve ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin paylaşımın adil ve hakkaniyete uygun olmadığı yönündeki -bilirkişi incelemesi yapılmadan ortaya konulan- değerlendirmesiyle benzer bir yaklaşım sergilenmiştir.
Bu itibarla, dava konusu işlemlerin iptali yolundaki temyize konu ısrar kararında sonucu itibarıyla isabetsizlik görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı idarenin temyiz isteminin reddine,
2. Davanın reddine ilişkin ... İdare Mahkemesi kararına yönelik yapılan istinaf başvurusunun kabulü, kararın kaldırılması, dava konusu işlemlerin iptali yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA,
3. Bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 27/03/2025 tarihinde, kesin olarak, oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
X-Uyuşmazlıkta, dosyadaki bilgi ve belgelere göre davacıların hissedarı bulunduğu, Zonguldak ili, Kdz.Ereğli ilçesi, ... Mahallesi adresinde ve tapunun ... ada, ... sayılı parselinde kayıtlı bulunan yapının 6306 sayılı Kanun uyarınca riskli yapı olarak tespitinin yapıldığı, kat maliklerince kat karşılığı inşaat sözleşmesi ile taşınmazın yeniden değerlendirilmesi yönünde Kanun'da öngörülen 2/3'ten fazla bir çoğunlukla karar alındığı, bu kararın davacılara tebliğ edildiği, davacıların anlaşmaya yanaşmaması üzerine, davacılar payının açık artırma yoluyla satışı için yukarıda açıklanan mevzuat hükümleri uyarınca davacının payının kıymet takdiri yapılarak satışa çıkarıldığı, satış ihalesinin yapılacağı tarih ve yerin davacılara ihaleden önce bildirildiği, davacıların alınan 2/3 çoğunluk kararı doğrultusunda sözlemeyi imzalamadığı, Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanunun Uygulama Yönetmeliği'nin ''Açık artırma usulü ile satış'' başlıklı 15/A maddesinin 11. fıkrasına aykırı hareket ettiği davacıya ait taşınmaz payının satışına ilişkin işlemlerin yukarıda açıklanan mevzuat hükümlerine uygun olarak gerçekleştirildiği, davalı idarenin imzalanan kat karşılığı inşaat sözleşmesi içeriğini irdeleme, hakkaniyete uygun olup olmadığı hususunda değerlendirme yapma yetkisi ve görevi bulunmadığı, aksi halde bu inceleme, değerlendirmenin Kanun'un kamusal zorunluluklardan dolayı belli süreler çerçevesinde belli prosedürlere bağlanma amacına aykırılık oluşturabileceği kaldı ki uyuşmazlık konusu olayda fahiş/çok açık bir dengesizlikten bahsedilmesinin mümkün olmadığı, Asliye Hukuk Mahkemesinde davacılar tarafından açılan davada da sürece dair işlemlere dair tedbir ya da işlemlerin iptaline dair bir karar da bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda; çoğunluk hissesi sahibi paydaşın yüklenici firmayla imzalamış olduğu kat karşılığı inşaat sözleşmesinin ihtarname ekinde davacılara gönderildiği, bununla birlikte süreç içerisinde davacıların sözleşmeyi imzalayarak idareye ibraz etmelerinin istenildiği ancak davacıların bu sözleşmeyi imzalayarak idareye ibraz etmedikleri görüldüğünden, 6306 Sayılı Kanunun Uygulama Yönetmeliği'nin 15/A maddesine uygun olarak tesis edilen dava konusu işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı ve aksi yönde verilen Daire kararının bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.
KARŞI OY
XX- Temyiz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden, davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ile, temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının, Danıştay Altıncı Dairesinin 11/04/2023 tarih ve E:2022/8923, K:2023/3634 sayılı kararında yer alan gerekçe doğrultusunda bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyorum.
KARŞI OY
XXX-Dava konusu satışa ilişkin işlemlerin, dayanağı olan ... Asliye Hukuk Mahkemesinde açmış oldukları düzenleme şeklinde taşınmaz satış vaadi ve arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin iptali ve sözleşmenin uyarlamasına ilişkin davanın bekletici mesele yapılarak, anılan davada verilecek nihai karar sonrasında uyuşmazlığın esasının incelenmesi gerektiği oyuyla, işin esasının incelenmesi suretiyle verilen karara katılmıyorum.
Kaynak: Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) / Bedesten, https://mevzuat.adalet.gov.tr/ictihat/1171250600
Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi - Esas: 2026/1188, Karar: 2026/962
"İçtihat Metni"
T.C.
DENİZLİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
4. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : ...
KARAR NO : ...
KARAR TARİHİ : 22/04/2026
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN : ...
ÜYE : ...
ÜYE : ...
KATİP : ...
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :.... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 05/02/2026 (Ara Karar)
NUMARASI :...Esas
DAVACI : ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVANIN KONUSU : Sözleşmenin İptali
G.KARAR YAZIM TARİHİ : 22/04/2026
İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen ara kararına yönelik davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili ihtiyati tedbir/haciz talepli dava dilekçesinde özetle; Müvekkili arsa sahibi ile davalı yüklenici; ... İli, ... İlçesi, ... Köyü, ... Mevkii, ...Ada, ... Parsel numaralı taşınmaz üzerinde, ... Noterliği’nin 24.11.2016 tarihli Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesi’nde belirtilen şart, şekil ve sürelerde bağımsız bölüm konut inşa etmek, bunları satmak ve semeresini paylaşmak üzere anlaştığını, müvekkilinin maliki olduğu arsa üzerinde; sözleşme ve projeye göre A-B-C bloklarda 1’er adet dubleks mesken, D-E-F bloklarda ikiz nizamlı 2’şer adet dubleks mesken olmak üzere 6 blokta toplam 9 adet bağımsız bölüm, anahtar teslim suretiyle ve iskanları alınmış vaziyette tamamlanacağını, inşaatı anahtar teslim suretiyle tamamlamak ve yapı kullanma izin belgelerini almak yükümlülüğü davalı yüklenicinin taahhüdü altında olduğunu, müvekkili ve davalı tarafından; C Blok, D Blok 2 numaralı, E Blok 1 ve 2 numaralı, F Blok 1 ve 2 numaralı bağımsız bölümler üçüncü kişilere satılmış ve sözleşmeye uygun şekilde semere paylaşımı yapıldığını, satışı gerçekleştirilen bağımsız bölümlerden F Blok 2 numaralı bağımsız bölüm natamam vaziyette olup, diğer satılan bağımsız bölümlerin de yapı kullanma izin belgeleri bulunmadığını, sözleşmenin 18. Maddesine göre, projesinde belirtilen tüm inşaatların içinde yaşanılacak vaziyette bitirilip teslim edilmesi için ruhsat tarihinden itibaren 18 aylık süre belirlendiğini, inşaat ruhsatı 20.01.2017 tarihinde alındığını, buna göre inşaatın 20.07.2018 tarihinde tamamlanması gerektiğini, ancak detayları müvekkili tarafından alınan Uzmanlık Raporunda belirtildiği üzere 3. Kişiye satılan F Blok 2 Numaralı Bağımsız Bölüm, B Blok Bağımsız bölümün tamamı ve kısmen A Blokta bulunan bağımsız bölüm ve site ortak alanları dava tarihi itibariyle natamam vaziyette olduğunu, Sözleşmenin 19. Maddesine göre davalı yüklenicinin inşaat süresinin bitimini takip eden 120 gün içerisinde yapı kullanma izin belgesini alması kararlaştırıldığını, işbu tarih 20.11.2018 tarihine tekabül etmesine karşın dava tarihi itibariyle 3. kişilere satılan ve müvekkilinin maliki olduğu bağımsız bölümler için yapı kullanma izin belgesi alınmadığını, ... Belediyesi yapı denetim servisinde yapılan incelemede parselin yapı denetim firmasının ...Yapı Denetim LTD. ŞTİ. denetimdeyken, 08.05.2018 tarihi ile yapı denetim firması tarafından fesh edildiği görüldüğünü, İmar Kanunun 29.Maddesinin amir hükmüne göre inşaatın bitirilme süresi her halde 5 yıl olduğunu, davalı yüklenici, 20.01.2017 tarihinde inşaat ruhsatı almış olduğuna göre 20.01.2022 tarihi itibariyle ilgili ruhsat hükümsüz kalmış olup dava tarihi itibariyle dahi bir çalışma yapılıyorsa bu çalışma izinsiz mahiyette olduğunu, sözleşme feshedilmediğinden sözleşme konusu parsel tamamen davalı yüklenicinin tasarrufu altında olduğunu, işbu tasarrufun çerçevesi sözleşme ile belirlenmiş yüklenicinin parselde projesine göre bağımsız bölümler inşa edip tamamlanan bağımsız bölümlerin müvekkili ile birlikte 3.kişilere satılarak semeresinin paylaşılması kararlaştırıldığını, ancak davalı yüklenici D Blok 1 Numaralı bağımsız bölümü sonradan öğrenildiği üzere 3.kişi ...’ya harici satış sözleşmesiyle hakkı ve yetkisi olmamasına rağmen devrettiği ve fiili hakimiyetini bıraktığını, davalı yüklenicinin bu haksız ve hukuksuz eylemi sebebiyle müvekkilinin 3.kişiye açmış olduğu El Atmanın Önlenmesi ve Ecrimisil davası ... Asliye Hukuk Mahkemesinin ...Esas sayılı dosyasında, aynı kişinin müvekkiline ve davalıya karşı açmış olduğu tapu iptal ve tescil dosyası .... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası ile devam ettiğini, davalı inşa sürecinde onaylı proje ve sözleşme eki teknik şartnameye uymadığını, müvekkili sözleşme konusu arsasını projesine ve teknik şartnameye uygun olarak inşaat yapılması için davalıya teslim ettiğini, ancak gerek davalının iftira niteliğindeki ön alma kasıtlı şikayeti gerekse ... Belediyesinin gerekli araştırmayı yapmadan yapı sahibine cezai işlemi uygulaması karşısında
... Belediye Başkanlığının 11.09.2025 tarih ve ... Karar sayılı kararı ile müvekkili aleyhine toplam 466.914,07-TL para cezası ve 28.10.2025 tarih ve ... sayılı Kararı ile yıkım kararı verildiğini, müvekkilinin parseli, sözleşme gereği halen davalı yüklenicinin hüküm ve tasarrufu altında olduğundan, ruhsat süresinin bitmesi, yapılacak herhangi bir inşai faaliyetin izinsiz ve kaçak olacağı, 3.kişilere harici sözleşmeler ile devir yapıldığının tespiti , müvekkili aleyhine haksız şikayetler ve ... Belediyesi tarafından verilen para cezası ve yıkım kararları, yapı denetim firmasının sözleşmesini feshi, gönderilen ihtarnamelere rağmen bir muhatap bulunamaması bir arada düşünüldüğünde müvekkilinin davalının haksız eylemleri sebebiyle daha fazla mağdur olmaması adına, davalının dava neticesine kadar ... İli ... İlçesi̇ ... Köyü̈, ... Mevkii̇, ... Ada ...Parsel sayılı taşınmazdan çıkarılmasını, inşai her türlü faaliyeti son verilmesini, müvekkilinin maliki olduğu taşınmazların davalı veya 3.kişilerin mesken olarak kullanılmaması için ... İlçe Jandarma Komutanlığı tarafından uygulanmak üzere ihtiyati tedbir talep ettiklerini,
... Noterliğinin 24.11.2016 tarih ve ... yevmiye numaralı Düzenleme Şeklinde Taşınmaz Satış Vaadi ve Arsa Payı Karşılığı İnşaat Yapım Sözleşmesinin öncelikle geriye etkili olacak şekilde feshini, yapılacak keşif ve alınacak bilirkişi raporu doğrultusunda tamamlanma oranına göre geriye etkili feshin mümkün olmaması durumunda sözleşmenin ileriye etkili olacak şekilde feshine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesi 05/02/2026 tarihli ara kararında; Davacı vekili tarafından her ne kadar dava neticesine kadar ... İli ... İlçesi̇ ... Köyü̈, ... Mevkii̇, ... Ada ... Parsel sayılı taşınmazdan çıkarılması, inşai her türlü faaliyeti son verilmesi, davacının maliki olduğu taşınmazların davalı veya 3.kişilerin mesken olarak kullanılmaması için ... İlçe Jandarma Komutanlığı tarafından uygulanmak üzere İhtiyati Tedbir talep etmişse de, taşınmazların mesken olarak kullanılmaması talebinin iş bu dava konusu uyuşmazlığın konusunun olmaması inşai faaliyete son verilmesi için ilgili kolluğa müzekkere yazılması talebinin ise uyuşmazlığı çözecek mahiyette tedbir olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkemece ihtiyati tedbir taleplerinin reddine karar verildiğini, gerekçe olarak talep edilen tedbirin uyuşmazlığı esastan çözer mahiyette olduğunun ifade edildiğini, ancak bu değerlendirme somut olayın özellikleri ile bağdaşmadığı gibi HMK m. 389 ve devamı maddelerinin düzenleniş amacına da açıkça aykırı olduğunu, somut olayda yaklaşık ispat koşulunun fazlasıyla gerçekleştiğini, HMK m. 390/3 uyarınca ihtiyati tedbir aşamasında tam ispat aranmayacağını, hakkın varlığının güçlü olasılık düzeyinde ortaya konulmasının yeterli olduğunu, dosyaya sunulan noter sözleşmesi, teknik uzman görüşü ve resmi kayıtlar birlikte değerlendirildiğinde davalının sözleşmeye aykırılığı ve hukuka aykırı inşai faaliyetleri güçlü emarelerle sabit olduğunu, inşaat ruhsat süresi 20.01.2022 tarihinde sona erdiğini, yapı denetim sözleşmesi 2018 yılında feshedildiğini, yapı denetim güvencesinin bulunmadığını, davalı yüklenici tarafa yapılan ihtarnamelerin cevapsız kaldığı hususunun da sabit olduğunu, taraflarınca sunulan uzman görüşü raporunda taşınmazın natamam olduğu ve onaylı projeye aykırı imalatların mevcut bulunduğunun açıkça belirtildiğini, ayrıca taşınmaz hakkında ilgili belediye tarafından yıkım ve idari para cezası kararları tesis edildiğini, bu durum yalnızca sözleşmeye aykırılığı değil, kamu düzenini ilgilendiren devam eden hukuka aykırı fiili durumu da ortaya koyduğunu, ruhsatı sona ermiş ve yapı denetim sistemi dışında kalan bir inşai faaliyetin devam etmesi, müvekkili şirket açısından hem idari yaptırımların artmasına hem de ileride telafisi imkânsız mali ve hukuki sonuçlara yol açacağını, yıkım kararı ve para cezaları dikkate alındığında zararın her geçen gün büyüdüğünü ve ağırlaştığını, bu zararın yalnızca ekonomik değil; mülkiyet hakkı ve ticari itibar yönünden de ciddi sonuçlar doğurduğunu, kaldı ki, sözleşme henüz feshedilmediğinden sözleşme konusu parsel tamamen davalı yüklenicinin tasarrufu altında olduğunu, tasarrufun çerçevesi sözleşme ile belirlenmiş yüklenicinin parselde projesine göre bağımsız bölümler inşa edip tamamlanan bağımsız bölümlerin müvekkili ile birlikte 3.kişilere satılarak semeresinin paylaşılmasının kararlaştırıldığını, ancak davalı yüklenicinin D Blok 1 Numaralı bağımsız bölümü sonradan öğrenildiği üzere 3.kişi ...’ya harici satış sözleşmesiyle hakkı ve yetkisi olmamasına rağmen devrettiği ve fiili hakimiyetini bıraktığını, talep edilen tedbirin davalı açısından geçici ve sınırlı bir müdahale niteliğinde olduğunu, buna karşılık tedbir verilmemesi halinde müvekkilinin uğrayacağı zararın ağır, sürekli ve telafisi güç nitelikte olduğunu, Ölçülülük ilkesi gereği hak ve menfaatler dengesi kurulmalı; hangi tarafın menfaatinin üstün korunmaya değer olduğu somut olay bağlamında değerlendirilmesi gerektiğini, bu denge gözetildiğinde korunması gereken üstün menfaatin müvekkiline ait olduğunu, Mahkemelerin ihtiyati tedbir konusunda takdir yetkisi bulunmakla birlikte, bu yetkinin sınırsız ve keyfi olmadığını, takdir yetkisi; kanunun aradığı şartların somut olayda mevcut olup olmadığı değerlendirilerek, gerekçeli ve denetlenebilir biçimde kullanılması gerektiğini, somut olayda ruhsat süresinin dolmuş olması, yapı denetim sözleşmesinin feshedilmiş bulunması, projeye aykırılıkların teknik raporla sabit olması ve yıkım ile para cezası kararlarının mevcudiyeti karşısında; tedbir talebinin soyut bir gerekçeyle reddedilmesi HMK sistematiğine ve geçici hukuki koruma kurumunun amacına aykırı olduğunu, bu nedenlerle.... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 05/02/2026 tarihli ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin ara kararının kaldırılmasını, dosya kapsamındaki mevcut delil durumu, yaklaşık ispatın gerçekleşmiş olması ve telafisi güç zarar tehlikesinin somut biçimde ortaya konulmuş bulunması karşısında, yeniden hüküm kurulmak suretiyle ihtiyati tedbir taleplerinin kabulüne, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE:
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde;
İstinaf başvurusuna konu uyuşmazlık ihtiyati tedbir istemine ilişkindir.
Eldeki davada; davacı vekilinin, davacı arsa sahibi davalı yüklenici ile imzalanan...Noterliği’nin 24.11.2016 tarih ve ... yevmiye numaralı Düzenleme Şeklinde Taşınmaz Satış Vaadi ve Arsa Payı Karşılığı İnşaat Yapım Sözleşmesi’nin, davalının sözleşme şartlarını ihlal ettiği gerekçesiyle geriye etkili feshi, bunun mümkün olmaması hâlinde ileriye etkili feshi talebiyle dava açtığı, dava dilekçesi ile birlikte davalı yüklenicinin ... İli , ... İlçesi, ... Köyü, ... mevkii ... ada, ...parsel sayılı taşınmazdan çıkarılması, inşai her türlü faaliyete son verilmesi ve müvekkilinin maliki olduğu taşınmazların davalı veya 3.kişilerin mesken olarak kullanılmaması için ... İlçe Jandarma Komutanlığı tarafından uygulanmak üzere ihtiyati tedbir uygulanmasına karar verilmesi için tedbir talebinde bulunduğu, ilk derece mahkemesince ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen ara karara karşı istinaf başvurusunda bulunulduğu anlaşılmaktadır.
Taraflar arasında resmi şekilde yapılmış arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi ilişkisi kurulmuş olup, sözleşmenin feshine ilişkin taraf iradelerinin buluşmaması halinde fesih mahkeme kararıyla neticelendirilecektir. İhtiyati tedbir talep eden taraf her ne kadar sözleşmeyi haklı sebeple feshettiğini belirtmekte ise de, tarafların iradesinin fesih hususunda birleştiğine dair dosya kapsamında bir delil bulunmadığından, talep tarihi itibariyle ve yargılama aşamasında sözleşme ilişkisi varlığını devam ettirmektedir. Halen varlığı devam eden sözleşme kapsamında yüklenicinin dava konusu taşınmazdan çıkarılması ve inşai her türlü faaliyete son verilmesi, yapılan yargılama sonucunda oluşacak mahkeme hükmünü peşinen elde etmeye matuf olduğu gibi, davacı tarafın iddiaları ve sözleşmenin feshi koşullarının oluşup oluşmadığı hususu bu aşamada yargılamayı gerektirmekte olup, ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle Mahkemece ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen karar dosya kapsamına uygun olup ihtiyati tedbir talep eden vekilinin istinaf başvurusunun HMK m.353/1-b-1 uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında verilen 05/02/2026 tarihli ara karara karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Alınması gerekli istinaf karar harcı peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf karar tebliği, harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile KESİN olarak karar verildi.22/04/2026
...
Başkan...
Üye...
Üye...
Katip...
Bu belge güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.
Kaynak: Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) / Bedesten, https://mevzuat.adalet.gov.tr/ictihat/1205963100
İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi - Esas: 2019/453, Karar: 2024/47
"İçtihat Metni"
T.C.
İSTANBUL
5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2019/453 Esas
KARAR NO : 2024/47
DAVA : Sözleşmenin İptali
DAVA TARİHİ : 09/11/1999
KARAR TARİHİ : 18/01/2024
Mahkememizde görülmekte olan Sözleşmenin İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili tarafından verilen 09/11/1999 tarihli dava dilekçesinde, müvekkili ile davalılardan ... A.Ş. Ve ... Bankası A.ş.arasında 01/10/1998 tarihinde ... 7.Not.nin Düzenleme şeklinde kat karşılığı inşaat ve gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinin, keza müvekkili ile davalılardan ...A.Ş. Arasında da aynı tarihte İnşaat Taahhüdü sözleşmesinin imzalandığını, söz konusu sözleşmeler ile bankalara ait ... ili ... ... Cad.89 pafta, 771 ada, 6 parselde kayıtlı arsada sözleşme eki plan ve projelere göre ve sözleşme hükümleri dairesinde bir ticaret ve alışveriş merkezi inşaa edilmesi öngörüldüğünü, yapı ruhsatının bankalar tarafından 22/09/1999 tarihide alınarak 08/10/1999 tarihinde müvekkiline ve ... tebliğ edildiğini, ancak 14/10/1999 tarihli bir gazetede yayınlanan ...ilanından taraflar arasındaki sözleşme konusu ticaret ve alışveriş merkezinin önünü kapatır şekilde başka bir ticaret merkezi projesi geliştirildiğinin öğrenildiğini, yol ve cephe durumu itibariyle çok daha avantajlı konumundaki ...projesinin taraflar arasındaki sözleşme konusu projeyi ve projenin rantabilitesini çok önemli ölçüde olumsuz etkileyeceğinin tartışılmaz bir gerçek olduğunu, bu yeni durumunun değerlendirilemesi ve olumsuz etkilerin giderilebilmesi için çözüm yollarının saptanması amacıyla taraflar arasında yapılan görüşmelerden bir sonuç alınamadığını belirterek, müvekkili ile bankalar arasında imzalanan Düzenleme şeklinde Kat Karşılığı inşaat ve gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ile müvekkili ile davalılardan ... arasında imzalanan İnşaat Taahhüdü sözlemesinin akdin yapılmasına temel teşkil eden ana unsurlardaki esaslı hata ve işlem temelinin çökmesi nedeniyle feshine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılara usulüne uygun dava dilekçesi, duruşma gün ve saati tebliğ edilmiş, davalılar vekili vermiş olduğu 30/12/1999 tarihli cevap ve karşı dava dilekçesinde; taraflar arasındaki sözleşmeler konusu Ticaret Merkezinin yakınında başka bir Ticaret Merkezinin kurulacak olmasının çok tabi olduğunu, bunun bir esaslı hata olarak kabul edilemeyeceğini, davacı ile bankalar arasında yapılan düzenleme şeklinde kat karşılığı İnşaat ve gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinin 1/2.maddesinde davacının işin mahiyetini, mahalli ahval ve şartları tahkik ve tetkik ederek yükümlülükleri hakkında vukuf peydah etmiş olduğunun açıkça belirtildiğini, davacının sadece bir gazete ilanına dayanarak hatanın varlığını ileri sürmesinin kabul edilemeyeceğini, yakın ve orta gelecekte dava konusu yerin civarında bir iş merkezi kurulmasının fiilen ve hukuken mümkün bulunmadığını, davacı tarafından tahkik ve tetkik edildiği belirtilen mahalli ahval ve şartlarda sonradan olağanüstü bir değişikliğin meydana gelmediğini, hata ve işlem temelinin çökmesi kavramlarına dayanmanın birbiriyle çelişkili olduğunu bildirerek davanın reddine karar verilmesini, davacı karşı davalı ile bankalar arasında yapılan düzenleme şeklinde kat karşılığı inşaat ve gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinin 5.4 ve davacı karşı davalı ile davalılardan ... arasında imzalanan inşaat taahhüdü sözleşmesinin 5.1 maddesine göre inşaat ruhsatının iş sahibi bankalar tarafından alınıp davacı karşı davalı ... AŞ.ye bildirilmesinden ve yer tesliminin yapılmasından sonra davacı karşı davalı ...'in iş bedelinin (25.000.000 Usd ) %15'i tutarında avansı banka teminat mektubu karşılığında ve iş bedelinin %15'i oranında ilk hakedişi de proje bedeli ve başlangıç giderleri olarak ... ödemesi gerektiğini, ancak 08/10/1999 tarihinde inşaat ruhsatının alındığının davacı karşı davalıya yazılı olarak bildirilmesine rağmen kendisinin yer teslimi için müracaatta bulunmadığını ve düzenleme şeklinde kat karşılığı inşaat ve gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinin 5.3 maddesi uyarınca 11/11/1999 tarihinde yer tesliminin yapılmış sayılmasına rağmen davacı karşı davalının sözkonusu ödemeleri ... yapmadığını, davacı karşı davalının gerek düzenleme şeklinde kat karşılığı inşaat ve gayirmenkul satış vaadi sözleşmesini gerekse İnşaat taahhüdü Sözleşmesini feshettiğini kendilerine bildirdiğini, ancak bu feshin hukuki dayanaktan yoksun ve hukuken geçersiz olduğunu belirterek, gerek düzenleme şeklinde kat karşılığı inşaat ve gayirmenkul satış vaadi sözleşmesini gerekse İnşaat taahhüdü Sözleşmesininin aynen ifasına ve bu sözleşmelerde davacı karşı davalı tarafından yerine getirilmesi gereken edimlerin davacı karşı davalı nam ve hesabına müvekkilleri şirketler tarafından aynen ifası için BK.m.97 uyarınca müvekkillerine izin verilmesine, davacı karşı davalının davalı karşı davacılardan ...'a avans bedeli olarak 3.750.000 Usd ve proje bedeli ve başlangıç giderleri olarak 1.250.000 Usd.yi, bu konudaki ihtarnamenin davacı karşı davalıya tebliğ edildiği 29/11/1999 tarihinden itibaren devlet bankaları tarafından Usd üzerinden açılan mevduat hesaplarına verilen en yüksek faiziyle birlikte ödemesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı karşı davacı ... İnş.A.Ş.29/06/2005 tarihli ıslah dilekçesinde; dava devam ederken inşaatın yapılacağı bölgedeki nazım imar planının ...6.İdare Mah.nin ... tarih ... sayılı kararı ile iptal edildiğini, ancak iş sahibinin bankalar tarafından alınan yapı izni ve kazanılmış hakları korunarak 3194 sayılı yasanın 29 maddesi uyarınca 26/03/2004 tarihine kadar geçerli olduğu, ... Belediye Başkanlığınca mahkemeye yazılan cevabi yazi ile teyit edildiğini, davacı Carrefoursanın 26/03/2004 tarihine kadar sözleşmeden doğan taahhüdünü yerine getirmediğini, süresi dolan yapı izninin iptal edildiğini, böylece 76.000 M2.lik inşaat alınını 28.400 m2.ye dönüştüğünü, yapı izin belgesindeki yazılı m2 ve nitelikte inşaat yapılmasının mümkün olmadığını, davalının sözleşmeyi feshettiği iddiası ile edimlerini ifadan kaçınması ve yapı izin belgesinin geçerlilik süresinin son bulması nedeniyle müvekkili şirketin fiilen yapmış olduğu giderler ile mahrum kaldığı karı talep zorunluluğunun doğduğunu, proje için 950.000 Usd, toprak iksa işleri için 1.200.000 Usd. Mobilizasyon için 1.350.000 Usd ödenmesi gerektiğini davacının denetim şirketince de uygun bulunduğunu, sözleşmeye göre yer tesliminin yapıldığını, toprak ve iksa işinin bitirildiğini bildirerek, gerçekleştirilmeyen işin parasal değerini olan 21.500.000 Usd'nin %5'inden şimdilik 1.075.000 Usd'nin mahrum kalınan kar olarak sözleşmeye göre yapmış olduğu harcama bedeli olan 3.500.000 Usd. Olmak üzere toplam 4.575.000 Usd'nin 05/11/1999 tarihinden itibaren faizi ile birlikte davacıdan tahsilini, bakım ve güvenlik için harcanan 290.876 YTL'nin de 05/11/1999 tarihinden itibaren faizi ile birlikte davacıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı ...Bankası 27/09/2005 tarihli ıslah dilekçesinde; dava devam ederken inşaatın yapılacağı bölgedeki nazım imar planının ...6.İdare Mah.nin ... tarih ... sayılı kararı ile iptal edildiğini, ancak iş sahibinin bankalar tarafından alınan yapı izni ve kazanılmış hakları korunarak 3194 sayılı yasanın 29 maddesi uyarınca 26/03/2004 tarihine kadar geçerli olduğu, ... Belediye Başkanlığınca mahkemeye yazılan cevabi yazı ile teyit edildiğini, yeni imar durumuna göre söz konusu arsada inşaat alanının 78.693 m2 yerine 55.582 m2'ye düştüğünü, yapı izin belgesinin süresinde uygulanmaması ve imar durumunun değişmesi sonucunda sözleşmenin aynen ifasının uygulanmasının mümkün bulunmadığını, bu nedenle davalarını tazminata dönüştürdüklerini bildirerek, teslim alamadığı bağımsız bölümler nedeniyle mahrum kaldığı kira geliri kaybı olan 15.160.000 Usd ve kapalı alan kaybı olan 3.572.000 Usd olmak üzere toplam 18.732.000 Usd tazminatın faizi ile birlikte davacıdan tahsilini talep etmiştir.
... vekili tarafından verilen 31/10/2005 tarihli ıslah dilekçesinde; dava devam ederken inşaatın yapılacağı bölgedeki nazım imar planının ...6.İdare Mah.nin ... tarih... sayılı kararı ile iptal edildiğini, ancak iş sahibinin bankalar tarafından alınan yapı izni ve kazanılmış hakları korunarak 3194 sayılı yasanın 29 maddesi uyarınca 26/03/2004 tarihine kadar geçerli olduğu, ... Belediye Başkanlığınca mahkemeye yazılan cevabi yazı ile teyit edildiğini, yeni imar durumuna göre söz konusu arsada inşaat alanının 78.693 m2 yerine 55.582 m2'ye düştüğünü, yapı izin belgesinin süresinde uygulanmaması ve imar durumunun değişmesi sonucunda sözleşmenin aynen ifasının uygulanmasının mümkün bulunmadığını, bu nedenle davalarını tazminata dönüştürdüklerini bildirerek, teslim alamadığı bağımsız bölümler nedeniyle mahrum kaldığı kira geliri kaybı olan 18.509.400 Usd ve kapalı alan kaybı olan 4.192.000 Usd olmak üzere toplam 22.701.400 Usd tazminatın faizi ile birlikte davacıdan tahsilini talep etmiştir.
Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; davacı ve davalı bankalar arasında akdedilen kat karşılığı gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ve davacı ile davalılardan ... arasında akdedilen inşaat taahhüdü sözleşmesinin BK:nun 24/1-4.bendi uyarınca, işlem temelinin çöktüğü, esaslı temel hatası nedeni ile davacının sözleşmeyi feshedebilme hakkına sahip olduğu, sözleşmenin iptal ve feshinin kanuna uygun bulunduğu, sözleşmenin temel hatasından dolayı feshi nedeni ile davalı bankaların her hangi bir tazminat talebinde bulunamayacakları, davalıların karşı davalarının her hangi bir dayanağının bulunmadığı, davalı karşı davacı ...'un B.K.nun 369. maddesi uyarınca proje ücreti, şantiye kurulması ve diğer harç ve tüm masraflarının karşılığını talep edebileceği, 08/03/2004 tarihli bilirkişi raporunda mimari proje, statik proje ücreti, elektrik sıhhi klima tesisatları ve proje bedelleri toplamının 76.500 TL olduğu, şantiye kuruluşu ve her türlü masraf toplamının da Mimarlar Odası Mimarlık Hizmetleri Şartnamesi tarifesine göre 100.000,00 TL olduğu, bu rapora göre, temel ruhsatı alma işine kadar ki yapılan tüm masraf toplamının 191.800,00 TL olduğu, bununda dolar kuru üzerinden 400.000,00 USD tuttuğunun belirlendiği, davalı karşı davacı ...'un ticari defterlerinde yapılan incelemede ... kodlu hizmet üretim maliyetleri olarak 289.181,83 TL olarak kayıtlı olduğu, davalı karşı davacı ... tarafından bu bedelin de talep edilebileceği, davacı şirketin kontrol teşkilatı ... Tic.A.Ş.tarafından 02/08/1999 tarihli yazıda, hafriyat, iksa ve mobilizasyon işinin ... tarafından yapıldığı ve bedellerinin sözleşmede öngörüldüğü şekilde 3 aya yayılarak ödeneceği belirtilmiş ise de, sözleşmenin 5.maddesinde kararlaştırılmış olan 950.000 Usd proje bedeli, 1.350.000 Usd Mobilizasyon bedeli, 1.200.000 Usd toprak + iksa işleri bedeli olmak üzere toplam 3.500.000 Usd'lik bir harcamanın ... tarafından yapıldığı, yasal defterlerinde kayıtlı olmadığından, proje bedeli olan 400.000 Usd ve ticari defterleri hizmet üretim maliyeti olarak kayıtlı olan 289.181,83 TL'nin ... ödenmesi gerektiği, davalı karşı davacı ...'un bu yöne ilişkin taleplerini ispat edemediği, inşaat taahhüdünü sözleşmesininin 5.maddesinde yapı izni alınması ile proje bedeli ve başlangıç gideri olarak inşaat taahhüdü sözleşmesinin %5 i oranında hakedişin ödemesi yapılacağının kararlaştırıldığı, bu ödemenin projelerin yapımı ve inşaata başlangıç giderleri olarak tanımlanan işler karşılığı olarak belirlendiği, davalı ... proje ücretleri şantiye kurulması ve diğer harç gibi masraf karşılığının 400.000 Usd olarak 2.bilirkişi kurulu tarafından belirlendiği ve ticari defterlerinde de hizmet maliyeti olarak 289.181,83 TL'nin kayıtlı olduğu, avans ödemesi konusunda ise teknik olarak avans ödemelerinin toplam bedelin içinden yapılan bir ön ödeme olduğu, genel uygulama olarak yapım süresinde yapılan hakedişlerden belirlenmiş bir oran karşılığında kesilerek geri ödenen bir katkı olduğu, yapılıp yapılmayacağı tam olarak belirlenemeyen bir inşaat işinde ileride bir hakedişin doğup doğmayacağı bilenemediğinden, işverenin avans ödemesi yapmasının mümkün olmadığı, teknik bilirkişiler tarafından verilen 1.ayrık rapor, 2.rapor ve 3.rapordaki bilirkişilerin görüşünün bu yönde olduğunu, mahkememizce de bu raporlar doğrultusunda davacının avans ödemesine gerek olmadığı kanısına ulaşıldığı, davalılardan ... proje ücreti, şantiye kurulması ve yapmış olduğu diğer masraflar toplamı olarak 400.000 Usd ve ticari defterlerde kayıtlı olan 289.181,783 TL ödenmesi gerektiği, davalı karşı davacı ... A.Ş.nin ... 18.Not.nin ... tarihinde ... sayılı ihtarname ile davacı karşı davacıdan alacaklarını talep ettiği, davacı karşı davalının ... 7.Not.nin ... sayılı ... tarihli cevabi ihtarnamesi ile edimlerini yerine getirmeyeceğini bildirdiği, bu tarih itibariyle temerrüde düştüğü, ... A.Ş.nin alacaklarına bu tarihten itibaren faiz işletilmesi gerektiği, dava açıldıktan sonra Danıştay tarafından imar durumunun değiştirilmesi ile inşaat alanının azaltılmasından dolayı davalıların herhangi bir tazminat talep edemeyecekleri, davanın açıldığı tarih itibariyle böyle bir durum olmadığı gibi, sözleşmenin feshinde temel hatası olması sebebiyle davacının haklı olduğu, bu sebeple davalıların herhangi bir tazminat talebinde bulunamayacakları gerekçesiyle, Asıl davada davanın Kabulü ile, davacı ile ... Bankası ve ... ( .. A.Ş. ) ile akdedilen düzenleme şeklindeki kat karşılığı inşaat ve gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ile davacı ve ...A.Ş.arasında akdedilen inşaat taahhüdü sözleşmesinin fesih olduğunun tespitine, Karşılık davalarda ise, ... A.Ş.nin karşılık davasının kısmen kabulüne, 400.000 usd ve 289.181,84 TL'nin davacı karşılık davalının ... edimlerini yerine getirmeyeceğini bildirdiği ihtarnamenin tarihi olan 05/11/1999 tarihinden itibaren Usd alacağı 3095 sayılı yasanın 4a maddesi uyarınca faiz işletilerek, TL alacağı da avans faizi işletilerek davacıdan tahsili ile ... A.Ş'ye ödenmesine, ... ve ...Bankası A.Ş.nin karşılık davalarının reddine karar verilmiştir.
Mahkememizce verilen karar taraf vekillerince temyiz edilmiş olup, Yargıtay 23.Hukuk Dairesi Başkanlığının 2016/784 Esas, 2018/1996 Karar sayılı 01/03/2018 tarihli bozma ilamında;".... 1) Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalılar- karşı davacılar vekillerinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2)Davacı ile arsa sahipleri davalılar ...A.Ş. ve ... arasında imzalanan 01.10.1998 günlü düzenleme şeklindeki arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinde, ... İlçesi ... caddesi 771 Ada 6 parsel numaralı taşınmazda, davacı tarafından,... A.Ş.’ye, projelerine göre 76.000,00 metrekare büyüklüğünde hipermarket, ticaret ve alışveriş merkezi yaptırılacağı, karşılığında davacıya arsanın belli bir hissesinin devredileceği; davacı ile davalı ... A.Ş. arasındaki 01.10.1998 günlü onaylama şeklindeki ‘‘inşaat taahhüt sözleşmesi’’ başlıklı sözleşmesinde aynı inşaatın ...A.Ş.’ye bedel karşılığı yaptırılacağı kararlaştırılmıştır.
Öncelikle belirtmek gerekir ki, ...A.Ş. ile imzalanan inşaat taahhüt sözleşmesi, niteliğince TBK’nun 470. (BK.md.355) ve devamı maddelerinde düzenlenen bedel karşılığı eser sözleşmesi olup, eser sözleşmelerinin kendine özgü bir türü olan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmelerinden farklı olarak, mahkeme kararı veya tarafların iradelerinin birleşmesine gerek bulunmadan, tek taraflı irade beyanıyla feshedilebilir. Bu sebeple, somut olayda, davacı şirketin davalı ... ile yaptığı sözleşmeyi feshetmekte davacının haklı olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. Davalı arsa sahipleri ile imzalanan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi açısından ise; her ne kadar asıl davada, bu sözleşmenin feshi talep edilmiş ve davalı arsa sahipleri, gerek cevap dilekçelerinde gerekse karşı dava dilekçelerinde sözleşmenin aynen ifasını istemişlerse de; karşı davalarda yapılan ıslah işlemine ilişkin dilekçelerde, sözleşmenin aynen ifasının mümkün olmadığını bildirdiklerinden ve davalarını tazminat davasına dönüştürdüklerinden, fesihte tarafların iradelerinin birleştiğinin kabulü ile karşı davalardaki bir kısım talepler için yine sözleşmenin feshinde kusurlu olan tarafın tespiti gereklidir.
Bu itibarla, somut olayda, dosya kapsamındaki belge ve bilgilerden; davalı arsa sahiplerince 22.09.1999 tarihinde yapı ruhsatı alındığı, söz konusu ruhsatın sözleşme gereği davacıya tebliğ edildiği ve davalı arsa sahiplerinin yer teslimine hazır olduklarını bildirdiklerinden hemen sonra gazetede söz konusu ilanın yapıldığı ve davacı tarafından durumun davalılara yazı ile bildirildiği anlaşılmaktadır. Davalıların ise, inşaatın yapılmasını istedikleri ve gönderdikleri 12.11.1999 tarihli ihtarla yer tesliminin sözleşme gereğince 11.11.1999 tarihinde yapılmış sayılacağını bildirdikleri tespit edilmiştir. ...A.Ş.'de, davacıdan, işe başlamak üzere sözleşme gereğince avansın ödenmesini ihtarla talep etmiştir.
Sözleşmeye konu olan taşınmaza komşu olan, üzerinde ticaret ve turizm merkezi yapılacağı iddia edilen taşınmazlarda, 1/5000 ölçekli nazım imar planının 20.11.1998 tarihinde onaylandığı, 1/1000 uygulama imar planının bulunmadığı, ancak anılan tarihten çok önceden beri bu alanda imar plan çalışmalarının yapıldığı, bu hususta defalarca girişimlerde bulunulduğu ancak sonuç alınamadığı dosyada mevcut bilirkişi raporlarından da tespit edildiği, 17.09.2005 tarihli bilirkişi kurulu raporunda da belirtildiği gibi, Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu’nun 09.06.1999 tarihli kararına göre, bu alanda ticaret merkezinin yapılamayacağı anlaşılmıştır. Buna göre, gerek sözleşme tarihi gerekse ruhsat tarihi dikkate alındığında, komşu parsellerin bu durumu, basiretli bir tacir gibi davranması gereken davacı tarafından öngörülemeyecek, bilinemeyecek ve değerlendirilemeyecek durumda değildir. Basiretli bir iş adamı gibi davranma yükümlülüğü (TTK md. 18/2), aslında objektif bir özen ölçüsü getirmekte ve tacirin ticari işletmesiyle ilgili faaliyetlerinde kendi yetenek ve imkanlarına göre ondan beklenebilecek özeni değil aynı ticaret dalında faaliyet gösteren tedbirli, öngörülü bir tacirden beklenen özeni göstermesini gerektirir. Gerekli tedbirleri almadan sözleşme yapan ve borç altına giren tacirin, gazetede yapılan bir ilana dayanarak yapılacağı kesin olmayan bir inşaatın, kendi yatırımını olumsuz etkileyeceğinden bahisle sözleşmeden dönmesi kabul edilebilecek bir durum değildir.
Bununla birlikte, hukukumuzda sözleşmeye bağlılık (...) ve sözleşme serbestliği ilkeleri kabul edilmiştir. Bu ilkelere göre sözleşme yapıldığı andaki gibi aynen uygulanmalıdır. Eş söyleyişle sözleşme koşulları borçlu için sonradan ağırlaşmış ve edimler dengesi sonradan çıkan olaylar nedeniyle değişmiş olsa bile borçlu sözleşmedeki edimini aynen ifa etmelidir. Gerçekte sözleşmeye bağlılık ilkesi hukukun güvenlik, doğruluk, dürüstlük kuralının bir gereği olarak sözleşme hukukunun temel ilkesini oluşturmaktadır.
Yukarıda saptanan olgular karşısında, gerek basiretli bir tacir gibi davranma ilkesi gerekse, ahde vefa ilkesi gereği her iki sözleşmenin feshinde davacı yüklenicinin kusurlu olduğunun kabul edilmesi gerekirken, mahkemece yazılı gerekçe ile fesihte davacının kusuru olmadığının tespiti doğru olmamıştır.
Karşı davacı arsa sahipleri, TBK’nun 125/3 (BK md. 108/2) maddesine dayanarak, sözleşme konusu taşınmazdaki imar planının iptal edilerek inşaat alanının azaltıldığını belirterek, bu alan azalması nedeniyle uğradıkları zararın da tahsilini talep etmişlerdir. Dosyada mevcut, 12.11.2002 günlü belediye yazısında, imar planının 29.11.2000 tarihli İdare Mahkemesi kararıyla iptal edildiği, imar yönetmeliğine göre ruhsatı alınmış ancak inşaata başlanmamış ise yeni imar planının uygulanacağı belirtilmiştir.
O halde, mahkemece yapılması gereken iş; konusunda uzman bilirkişi veya bilirkişi heyetinden rapor alınmak suretiyle, sözleşme konusu taşınmaza ilişkin imar planının iptal edilip edilmediği, iptal edildiyse yeni imar planına göre gerçekten inşaat alanının azalıp azalmadığının ve karşı davacı arsa sahiplerinin bundan dolayı zarara uğrayıp uğramadıklarının tespiti, zarara uğradılarsa miktarının belirlenmesi ve hüküm altına alınmasından, fesihle beraber müspet zarar talep edilemeyeceğinden gecikme tazminatı taleplerinin reddedilmesinden ve yine karşı davacı ... A.Ş.’nin mahrum kaldığı karın hesaplatılmasından ve sonucuna uygun bir karar verilmesinden ibarettir.
İzah edilen nedenlerle kararın bozulması gerekmiştir.
3) Bozma nedenlerine göre davacı-karşı davalı ...A.Ş. vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir...." şeklinde hüküm kurulmuştur.
Mahkememizce karşı davacı arsa sahipleri ... ve ... açısından sözleşme konusu taşınmaza ilişkin imar planının iptal edilip edilmediği, iptal edildi ise yeni imar planının inşaat alanının azalıp azalmadığı, bundan dolayı karşı davacıların zarara uğrayıp uğramadıkları, zarara uğradılar ise miktarının tespiti, karşı davacı ... A.Ş.'nin sözleşmenin feshi dolayısıyla mahrum kaldığı kar var ise miktarının hesap edilmesi açısından dosya üzerinden bilirkişi incelemesi yapılmasına, bilirkişi incelemesinin Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 2016/784 Esas, 2018/1996 Karar sayılı bozma ilamı kapsamında yapılmasına karar verilmiş olup, ibraz edilen 24/02/2021 tarihli bilirkişi raporunda; yapı ruhsatının 22/09/1999 tarihinde alındığı ve davacıya yer teslimi için hazır olduklarının iş sahibi tarafından bildirildiği ve dosyada mevcut ... günlü belediye yazısında, imar planının... tarihli İdare Mahkemesi Kararı ile iptal edildiği, imar yönetmeliğine göre ruhsatı alınmış ancak inşaata başlanmamış ise yeni imar planının uygulanacağının belirtildiği bilgisine ulaşıldığı, Mahkemece verilen görevin sağlıklı yapılabilmesi için inşaat ruhsatının alındığı ... tarihindeki ve ... tarihli idare mahkemesi kararı ile mevcut imar durumunun iptal edilmesinden sonraki imar durumunun dosyaya celp edilmesinden sonra sağlıklı bir değerlendirme ve hesaplama yapılabileceği bildirilmiştir.
Mahkememizce ... ve Büyükşehir Belediye Başkanlığına, ... 6 İdare Mahkemesine yazılan müzekkerelere yanıt verildiğinden dosyanın bilirkişilere tevdii ile 08/10/2020 tarihli ara karar doğrultusunda inceleme yapılmasına karar verilmiş olup, ibraz edilen 03/01/2022 tarihli ek raporda; dosya içeriğinden sözleşme konusu taşınmaza ilişkin imar planının iptal edildiği, imar planının değişmesi nedeniyle inşaat alanının azaldığı, bundan dolayı karşı davacıların zarara uğradıkları, karşı davacı ... A.Ş.'nin sözleşmenin feshi dolayısıyla mahrum kaldığı karın var olduğu, ... tarihli imar ile alınan ... tarih ve... sayılı yapı ruhsatına göre net parsel alanının 37.403,25 m² , elde edilecek arsa bedelinin 1.210.542.000,00 TL olduğu, 11/06/2004 tarihli plan ile hesaplanan net parsel alanın 27.791,00 m², elde edilecek arsa bedelinin 860.754.000,00 TL olduğu, net parsel alanında azalmanın 37.403,25 - 27.791,00 m²= 9.612,25 m², değerdeki azalmanın 1.210.542.000,00 TL - 860.754.000,00 TL = 349.788.000,00 TL olarak hesaplandığı, sonuç itibariyle yapılan dosya incelemesinde parselde olan küçülmeden kaynaklı arsa sahibinin kamulaştırma bedeli alıp almadığının ilgili kurumlardan sorulması gerektiği, davaya konu tespit için dava tarihi ile değerinin belirlenmesi açısından kullanılacak olan yurt içi üretici fiyat endeksi ile hesaplamanın 2006 tarihine kadar yapılabildiği, rapor tarihi itibarile hesaplanan güncel değerin Yargıtay kararları kapsamında denkleştirici adalet ilkesi yönünden altın, ÜFE-TÜFE, döviz ve kamu bankalarının uyguladığı faizler dikkate alınarak, dava tarihindeki değere indirgenebilmesi ile ilgili hesaplama yapılabilmesi için dosyanın mali müşavir bilirkişiye tevdi edilmesi gerektiği bildirilmiştir.
Davacı ve davalı vekillerinin kök ve ek bilirkişi raporuna yapmış oldukları itirazların değerlendirilmesi ve Yargıtay 23.Hukuk Dairesinin 2016/784 E.sayılı 2018/1996 Karar sayılı bozma ilamı kapsamında sözleşme konusu taşınmaza ilişkin imar planının iptal edilip edilmediği, iptal edildiyse yeni imar planına göre gerçekten inşaat alanının azalıp azalmadığının ve karşı davacı arsa sahiplerinin bundan dolayı zarara uğrayıp uğramadıklarının tespiti, zarara uğradılarsa miktarının belirlenmesi ve karşı davacı ...A.Ş'nin varsa mahrum kaldığı karın hesap edilmesi açısından yeni bilirkişi heyetinden rapor alınmasına karar verilmiş olup, ibraz edilen 11/10/2022 tarihli bilirkişi raporunda; sözleşme tarihi olan 01/10/1998 tarihinde söz konusu parselde ... tasdik tarihli ...ölçekli "... kısmı nazım imar planı meriyette olduğu, bu planda parsel "Ticaret + Hizmet Alanları"nda kaldığı, yapılandırma koşullarının E:1,00 şeklinde olduğu, dosyadaki evrakların incelenmesinden bu tarihte yürürlükte olan ...ölçekli Uygulama İmar Planı bilgisine ulaşılamadığı, ancak ... ölçekli plan üzerinden inşaat alanı hesaplandığında E:1 üzerinden inşaat alanı 27.791 m² + yönetmelik gereği emsale dahil olmayan alanlar kadar olduğunu, Sözleşme tarihi olan ... tarihinden sonra ... tasdik tarihli ...ve ...ölçekli Nazım ve Uygulama İmar Planlarının onandığı, bu planda parsel “Ticaret Alanı” kalmakta ve plan notlarına göre “Ticaret alanlarında Emsal Kadastral Parsel üzerinden 1'dir.” şeklinde belirlenmiş bu plana göre ... tarih, ...sayılı İmar Durum Belgesi,... tarihinde ... sayılı Yeni yapı ruhsatı, ... tarihinde Tadilat Ruhsatı alındığı, ruhsat tarihinden itibaren 2 yıl içinde inşaata başlandığı ve ruhsatın 26.03.2004 tarihine kadar geçerli olduğu .. Belediye Başkanlığı yazısından anlaşıldığını, 22.09.1999 tarihli Yapı ruhsatında İşyeri Alanı 39.150m² (106 ünite), Ortak Alan 39.660 m² olmak üzere Toplam 78.810 m² olarak hesaplandığı, ... tasdik tarihli ... ve... ölçekli Nazım ve Uygulama İmar Planlarının iptali talebi ile ... 6. İdare Mahkemesinde açılan dava sonucunda Mahkemenin... tarih ve ... sayılı kararı ile ... ölçekli Plan iptal edilmiş ... ölçekli plan iptali süre aşımı nedeniyle reddedildiğini, ancak daha sonra ... 6. Dairesinin ... tarih ve ...sayılı kararı ile İstanbul 6. İdare Mahkemesinin... sayılı kararının bozulmasına karar verildiği, Danıştay'ın bozma kararından sonra ... 6. İdare Mahkemesinin 10.10.2003 tarih, ... sayılı kararı ile Davacının davadan feragat etmesi nedeniyle ile konusu kalmayan davada karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği, 10.10.2003 tarihi itibari ile söz konusu planın iptal kararının kaldırıldığı, sözleşme feshine ilişkin davanın 09.11.1999 tarihinde açıldığı, bu tarihten sonra söz konusu alanda ...tarihli ... ölçekli Nazım İmar Planı ile... tasdik tarihli ...ölçekli ...kısmı 85 Pafta, 767,771 Ada Uygulama İmar Planı onaylandığı, bu planda parsel “Ticaret Alanı”nında kalmakta ve yapılanma koşulu E:1,00 (Emsal net parsel üzerinden hesaplanacaktır.) şeklinde olduğu, ... tasdik tarihli plana göre inşaat alanının azaldığı, ancak bu planlar ... 2. İdare Mahkemesinin ...:2002/1633, K:...sayılı kararı ile iptal edildiği, İptal kararı sonrası ... tasdik tarihli...ölçekli “..., 771 Ada, 12Parsele Ait Nazım İmar Planı” ile 21.05.2009 tasdik tarihli ... ölçekli “..., 771 Ada, 12 Parsele Ait Uygulama İmar Planı Tadilatı” onaylanmış olup, bu plan ile “E:2,5 Zemin kattan itibaren max. TAKS:0,50, Hmnax.: Serbest. Bodrum katlar çekme mesafeleri içinde kalmak kaydıyla parsel tamamında yapılabilir. 1. Bodrum kat iskan edilebilir. Emsale dahil değildir.” şeklinde yapılanma şartları getirildiği, ... tasdik tarihli ...ölçekli plan değişikliği ... 4. İdare Mahkemesinin ... tarih ve ... E.... K. Sayılı kararı ile iptal edilmiş Danıştay Altıncı Dairesinin ... tarih ...E.... K. sayılı kararı ile ... 4. İdare Mahkemesinin kararı onanmış, bu karardan sonra ... tarafından yapılan yargılanmanın yenilenmesi talebi üzerine ... 4. İdare Mahkemesinin ... E. ... K. Sayılı kararı ile yargılamanın yenilenmesi talebinin kabulü ile feragat sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği, söz konusu planın halen meriyette olduğu, dava konusu taşınmazın rapor tarihi itibariyle;sözleşme esas ... tasdik tarihli ...ölçekli ... 771 Ada 1 ile 10 arası parseller uygulama imar planı ve... tarih ve ... sayılı ruhsatta göre geliştirilmiş arsa değerinin 1.772.393.820,00 TL, 21/09/2004 tasdik tarihli ... ölçekli ...kısmı 85 pafta, 767,771 ada uygulama imar planına göre geliştirilmiş arsa değerinin 1.120.594.936,00 TL olarak hesaplandığı, iki plan arasında yapılaşma şartlarının değişik olmasından dolayı 501.798.884,00 TL'lik arsa değerinde azalma olduğu, ancak bu plan ... 2 İdare Mahkemesinin ... tarih ve ... Esas, ...sayılı kararı ile iptal edilmiş olduğundan iki plan arasındaki güncel arsa değerleri arasındaki fark hususunda değerlendirmenin mahkemenin takdirinde olduğu, ...tarihli geçerli imar planına göre geliştirilmiş arsa değeri 3.051.487.348,00 TL olabileceği, bu değer her iki imar planındaki arsa değerlerinin çok üstünde olup, bu imar planına göre 16-9 olarak anılan proje geliştirilerek yapının tamamlandığı ve kullanıldığı, kar mahrumiyeti hesabına ilişkin yapılan inceleme sonucunda da; taraflar arasındaki sözleşme maddeleri incelendiğinde işin götürü usulü olduğu ve işin toplam bedelinin 25.000.000 USD olduğu, karşı davacı ... tarafından ıslah dilekçesi ile %5 oranında kar oranı esas alınarak 1.075.000 USD tutarı kar mahrumiyeti olarak hesap ve talep ettiği, taraflar arasında akdedilen Sözleşmenin "Madde 6" İşin Süresi maddesinde süre maddelerinin kademeli olarak yer aldığı mevcut olup, dosya içerisinde ... tarafından sunulan iş programı CPM tablosu içeriğinde inşaatın yapımına ilişkin sürenin 18 ay olarak yer aldığı, bununla birlikte teknik değerlendirmelerde Yapı İnşaat Süresinin 3 yıl olarak kabul edildiği, dosya içeriği incelendiğinde, ... firmasına ilişkin 1999 -2000-2001 yıllarına ait gelir, gider tablolarının dosya içerisinde bulunmadığı, bununla birlikte dosya münderecatı ve teknik belirlemeler uyarınca işin süresinin 3 yıl olduğu , iş yapılmış olsa idi davacının götürü bedel ile yapılan sözleşme nedeniyle 3 yıl toplamı 25.000.0000 USD tutarında gelir elde edeceği belirlenmiş olup, sözleşmeye konu işin yapılmaması nedeniyle ... firması tarafından talep edilen kar mahrumiyetinin Mahkemece yerinde görülmesi halinde , ... firmasının projenin gerçekleşmemesi nedeniyle ikame yeni işler alma süresinin ortalama 6 ay olacağı değerlendirildiği, dosyada 1999 -2000-2001 yıllarına ait gelir gider tablolarının bulunmadığı, bununla birlikte ortalama 6 ay için mahrum kaldığı kar hesabının yapılması beklendiği durumda , bildirilen % 5 kar oranı kadri maruf oran olarak değerlendirilerek bildirilen kar oranı üzerinden ...'un mahrum kalacağı kar miktarının 208.333,33 USD olarak hesap edildiği bildirilmiştir.
Davacı vekilinin rapora karşı yapmış olduğu itirazlar, davacı vekili tarafından dosyaya sunulan mütalaa raporu, davalıların rapora yapmış oldukları itirazların değerlendirilmesi açısından ve ibraz edilen bilirkişi raporunda taşınmazdaki imar planı değikliği ile değer kaybının 501.798.884 TL olduğu tespit edilmiş ise de; davalı karşı davacılar ... ve ...Bankasının taşınmazda sahip olduğu hisse ve metrekare miktarlarının farklı olması sebebiyle her iki davalı /karşı davacı açısından 1- taşınmazın satış tarihindeki değer kaybı, 2- imar planının iptal edildiği 2000 ve 2004 tarihlerindeki değer kaybı ve ıslah tarihindeki değer kaybının ayrı ayrı hukuki nitelendirilmesi mahkememize ait olmak üzere hisse ve metrekare miktarı dikkate alınarak tespit edilmesi konusunda dava ve ıslah tarihindeki USD kuru üzerinden hesaplama yapılması için önceki bilirkişilerden ek rapor alınmasına karar verilmiş olup, ibraz edilen 28/08/2023 tarihli ek raporda; Taşınmazın satış tarihindeki değer kaybı, rapor tarihi itibariyle (25.08.2022) toplam değer kaybı 501.798.884 TL olup, bu değerin davalı-karşı davacıların satış tarihi olan 18.05.2007 tarihindeki değeri Yİ-ÜFE ile indirgenmiş karşılığının; 501.798.884 TL x (139,34/1780,05) = 39.280.165 TL (29.538.400,-USD), Arsa Sahibi Hissesi %43,29 Karşılığı: 17.004,383,-TL, (12.787.173,-USD), ... Hissesi 456,71 Karşılığı: 22.275.782 TL, (16.751.227,-USD) hesaplandığı, rapor tarihi itibariyle (25/08/2022 ) toplam değer kaybı 501.798.884 TL olup, bu değerin imar planı iptal tarihi olan 29/11/2000 tarihinde değeri Yİ-ÜFE ile indirgenmiş karşılığının 501.798.884 TL x (35,53/1780,05) = 10.015.962 TL ( 14.596.784,-USD) olarak hesaplandığı, Arsa Sahibi Hissesi %43,29 Karşılığı: 4.335.910 TL, (6.318.948,-USD) ... Hissesi %56,71 Karşılığı: 5.680.052 TL (8.277.836,-USD) , rapor tarihi itibariyle (25/08/2022) toplam değer kaybı 501.798.884 TL olulp, bu değerin imar planı iptal tarihi olan 15/06/2007 tarihindeki değeri Yİ-ÜFE ile indirgenmiş karşılığının 501.798.884 TL x (139,19/1780,05) = 39.237.879 TL ( 29.343.314.-USD) olarak hesap edildiği, Arsa Sahibi Hissesi %43,29 Karşılığı: 16.986.078 TL, (12.702.721-USD) ... Hissesi %56,71 karşılığı 22.251.801 TL (16.640.593 USD) rapor tarihi itibariyle (25.08.2022) toplam değer kaybı 501.798.884 TL olup, bu değerin ... Bankası A.Ş.'nin ıslah tarihi olan 27/09/2005 tarihindeki değeri Yİ-ÜFE ile indirgenmiş karşılığının 501.798.884 TL x (123,40/1780,05)= 34.786.653 TL (25.881.001 USD) olarak hesap edildiği, Arsa Sahibi Hissesi %43,29 Karşılığı: 15.059.142. TL, (11.203.885-USD ) ... Hissesi %56,71 Karşılığı: 19.727.511-TL (14.677.116,-USD) rapor tarihi itibariyle (25.08.2022) toplam değer kaybı 501.798.884 TL olup, bu değerin ... A.Ş nin ıslah tarihi olan 29.06.2005 tarihindeki değeri Yİ-ÜFE ile indirgenmiş karşılığının 501.798.884 TL x (119,64/1780,05) = 33.726.703 TL ( 25.023.522,-USD) olarak hesaplandığı, Arsa Sahibi Hissesi %43,29 Karşılığının 14.600.290 TL ( 10.832.683-USD) ... Hissesi %56,71 Karşılığının 19,126,413 TL, ( 14.190.839,-USD) olduğu, yapılan dosya incelemesinde 2004 yılında imar planı iptaline rastlanılmadığı, 2004 yılı imar planının iptal edildiği tarihteki (15/07/2007) değer kaybı hesap edildiği, değer kayıpları 29/11/2000 ile 15/06/2007 tarihleri arasında yi-üfe yaklaşık 4 kat artarken dolar kurunun yaklaşık 2 kat arttığını, dolar bazındaki artışın kurların enflasyonla paralel artmadığından kaynaklandığının görüldüğü bildirilmiştir.
Tüm dosya kapsamı, toplanan deliller ile uyulmasına karar verilen Yargıtay ilamı birlikte değerlendirildiğinde;
Davacı ile arsa sahipleri davalı karşı davacılar ...A.Ş. ve ... arasında imzalanan 01.10.1998 günlü düzenleme şeklindeki arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinde, ... İlçesi ... caddesi 771 Ada 6 parsel numaralı taşınmazda, davacı tarafından, ... A.Ş.’ye, projelerine göre 76.000,00 metrekare büyüklüğünde hipermarket, ticaret ve alışveriş merkezi yaptırılacağı, karşılığında davacıya arsanın belli bir hissesinin devredileceği; davacı ile davalı karşı davacı ... İnşaat Taah. A.Ş. arasındaki 01.10.1998 günlü onaylama şeklindeki ‘‘inşaat taahhüt sözleşmesi’’ başlıklı sözleşmesinde aynı inşaatın ...A.Ş.’ye bedel karşılığı yaptırılacağının kararlaştırıldığı, davacı tarafça davalı karşı davacı bankalar arasında akdedilen kat karşılığı gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ve davacı ile karşı davalılardan ... arasında akdedilen inşaat taahhüdü sözleşmesinin BK:nun 24/1-4.bendi uyarınca işlem temelinin çöktüğü, esaslı temel hatası nedeni ile davacının sözleşmeyi feshettiği, davacı ile davalı / karşı davacı ... A.Ş. arasında imzalanan inşaat taahhüt sözleşmesinin niteliğince TBK’nun 470. (BK.md.355) ve devamı maddelerinde düzenlenen bedel karşılığı eser sözleşmesi olup, eser sözleşmelerinin kendine özgü bir türü olan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmelerinden farklı olarak, mahkeme kararı veya tarafların iradelerinin birleşmesine gerek bulunmadan, tek taraflı irade beyanıyla feshedilebileceği, buna göre tarafların haklılık durumlarının tespiti gerektiği, davalı / karşı davacı arsa sahipleri ile imzalanan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi açısından ise; her ne kadar asıl davada, bu sözleşmenin feshi talep edilmiş ve davalı arsa sahipleri, gerek cevap dilekçelerinde gerekse karşı dava dilekçelerinde sözleşmenin aynen ifasını istemişlerse de; karşı davalarda yapılan ıslah işlemine ilişkin dilekçelerde, sözleşmenin aynen ifasının mümkün olmadığını bildirdiklerinden ve davalarını tazminat davasına dönüştürdüklerinden, fesihte tarafların iradelerinin birleştiğinin kabulü ile karşı davalardaki bir kısım talepler için yine sözleşmenin feshinde kusurlu olan tarafın tespiti gerekli olduğu, davacı tarafça yapılan fesih açısından uyulmasına karar verilen bozma ilamında belirtildiği üzere gerek sözleşme tarihi gerekse ruhsat tarihi dikkate alındığında, komşu parsellerin bu durumu, basiretli bir tacir gibi davranması gereken davacı tarafından öngörülemeyecek, bilinemeyecek ve değerlendirilemeyecek durumda olmadığı, basiretli bir iş adamı gibi davranma yükümlülüğü (TTK md. 18/2), aslında objektif bir özen ölçüsü getirmekte ve tacirin ticari işletmesiyle ilgili faaliyetlerinde kendi yetenek ve imkanlarına göre ondan beklenebilecek özeni değil aynı ticaret dalında faaliyet gösteren tedbirli, öngörülü bir tacirden beklenen özeni göstermesini gerektirdiği, gerekli tedbirleri almadan sözleşme yapan ve borç altına giren tacirin, gazetede yapılan bir ilana dayanarak yapılacağı kesin olmayan bir inşaatın, kendi yatırımını olumsuz etkileyeceğinden bahisle sözleşmeden dönmesi kabul edilebilecek bir durum olmadığı, sözleşme koşulları borçlu için sonradan ağırlaşmış ve edimler dengesi sonradan çıkan olaylar nedeniyle değişmiş olsa bile borçlunun sözleşmedeki edimini aynen ifa etmesi gerektiği, gerekçeleri ile fesihte davacının kusurlu olduğu tespit edilmiş olduğundan, usul ve yasaya uygun bozma ilamında belirtilen gerekçeler doğrultusunda sözleşmenin feshinde davacı haksız olduğundan davacının davasının reddine karar vermek gerekmiştir.
Karşı davalar açısından; karşı davacı arsa sahipleri, TBK’nun 125/3 (BK md. 108/2) maddesine dayanarak, sözleşme konusu taşınmazdaki imar planının iptal edilerek inşaat alanının azaltıldığını belirterek, bu alan azalması nedeniyle uğradıkları zararın da tahsilini talep etmişlerdir. Dosyada mevcut, 12.11.2002 günlü belediye yazısında, imar planının 29.11.2000 tarihli İdare Mahkemesi kararıyla iptal edildiği, imar yönetmeliğine göre ruhsatı alınmış ancak inşaata başlanmamış ise yeni imar planının uygulanacağı belirtilmiştir. Yargıtay bozma ilamında yapılması gereken işin; konusunda uzman bilirkişi veya bilirkişi heyetinden rapor alınmak suretiyle, sözleşme konusu taşınmaza ilişkin imar planının iptal edilip edilmediği, iptal edildiyse yeni imar planına göre gerçekten inşaat alanının azalıp azalmadığının ve karşı davacı arsa sahiplerinin bundan dolayı zarara uğrayıp uğramadıklarının tespiti, zarara uğradılarsa miktarının belirlenmesi ve hüküm altına alınmasından, fesihle beraber müspet zarar talep edilemeyeceğinden gecikme tazminatı taleplerinin reddedilmesinden ve yine karşı davacı ...A.Ş.’nin mahrum kaldığı karın hesaplatılmasından ve sonucuna uygun bir karar verilmesi olduğu belirtilmiştir.
Sözleşme konusu taşınmaza ilişkin imar planının iptal edilip edilmediği açısından yapılan araştırmada,... ölçekli uygulama imar planları açısından ; ... tasdik tarihli ...ölçekli ... 771 Ada 1 ile 10 Arası Parseller Nazım İmar Planı değişikliğinde dava konusu taşınmazın “Ticaret Alanı"nda kalmakta olup Plan notunda “Ticaret alanlarında Emsal Kadastral Parsel üzerinden 1'dir.” denildiği, 28.12.1998 tasdik tarihli 1/5000-1/1000 ölçekli Nazım ve Uygulama İmar Planlarının iptali istemiyle ... 6. İdare Mahkemesinde açılan dava sonucunda Mahkemenin ...tarih ve ... Esas ve ... Karar sayılı kararı ile ... ölçekli planın iptal edildiği,... ölçekli plan iptalinin süre aşımı nedeniyle reddedildiği, ancak daha sonra Danıştay 6. Dairesinin ... tarih ve ... Esas ve... Karar sayılı kararı ile ...6. İdare Mahkemesinin ...Esas sayılı dosyasında verilen kararın bozulmasına karar verildiği, Danıştay'ın bozma kararından sonra ... 6. İdare Mahkemesinin 10.10.2003 tarih, ...Esas, ... Karar sayılı kararı ile davacının davadan feragat etmesi nedeniyle ile konusu kalmayan davada karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği, 10.10.2003 tarihi itibari ile söz konusu planın iptal kararının kaldırıldığı ancak, bu süreçte söz konusu alanda ... tarihli ... ölçekli plan onaylandığı; 14.02.2002 tasdik tarihli “... 767, 771 ... İmar Planı”nda; E:1,00 Yapılanma koşullu “Ticaret Alanı"nda (Emsal Net Parsel üzerinden hesaplanacaktır.) kalmakta iken bu planın ... 2. İdare Mahkemesinin ...tarih ve ... Esas ve ...Karar sayılı dosyada verilen kararı ile iptal edildiği,...ölçekli uygulama imar planları açısından ise; ... İlçesi, ... Mahallesi, 771 Ada, 12 parsel sırasıyla 28.12.1998 tasdik tarihli ... ölçekli ... 771 Ada 1 ile 10 Arası Parseller Uygulama İmar Planı değişikliğinde; “Ticaret Alanı'nda kalmakta olup Plan notunda “Ticaret alanlarında Emsal Kadastral Parsel üzerinden 1'dir.” denildiği, ... tasdik tarihli ... ölçekli ... kısmı 85 Pafta, 767,771 Ada Uygulama İmar Planında; E:1,00 Yapılanma koşullu (Emsal net parsel üzerinden hesaplanacaktır.) "Ticaret Alanı”nda kalmakta iken bu planın ... 2. İdare Mahkemesinin... tarih ve ... Esas ve ... Karar sayılı kararı ile iptal edildiği, netice itibariyle somut olay bazında yapılan değerlendirmede, davaya konu 771 Ada 12 parsel sayılı taşınmazda davacı ile arsa sahipleri ...Bankası ve Pamukbank arasında 01.10.1998 tarihinde 76.000,00m2 büyüklüğünde Hipermarket, Ticaret ve Alışveriş Merkezi yaptırılmak üzere düzenleme şeklinde Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesinin imzalandığı, aynı inşaatın ... A.Ş.ne yaptırılacağına dair davacı ile ...A.Ş. arasında 07.08.1998 tarihli sözleşme imzalandığı, 26.02.1999 tarihinde ...İmar Durum Belgesi düzenlendiği, ... tarihinde ... sayılı Yeni Yapı için Ruhsatı alındığı, (İşyeri Alanı 39150m2 (106 ünite), Ortak Alan 39660 m2 olmak üzere Toplam 78810 m2), 22.09.1999 tarihinde Tadilat Ruhsatı alındığı, (İşyeri Alanı 39150m2 (108 ünite), Ortak Alan 39660 m2 olmak üzere Toplam 78810 m2), ... tarih, ... sayılı ... Belediye Başkanlığı, İmar Planlama Müdürlüğü, Yapı Denetim Şefliğinin yazısına göre; ruhsat tarihinden itibaren 2 yıl içinde inşaata başlandığı, ruhsatın 26.03.2004 tarihine kadar geçerli olduğu, davacı tarafça işbu 09.11.1999 tarihinde Sözleşme Feshi davası açılmış olduğu, bu tarihten sonra söz konusu alanda 14.02.2002 tarihli ... ölçekli... Planı ile 21.09.2004 tasdik tarihli ... ölçekli ... kısmı 85 Pafta, 767,771 Ada Uygulama İmar Planı onaylandığı, bu planda parsel “Ticaret Alanı”nında kalmakta ve yapılanma koşulu E:1,00 (Emsal net parsel üzerinden hesaplanacaktır.) şeklinde olduğu, davalı / karşı davacı arsa sahipleri tarafından dava konusu taşınmazın 18/05/2007 tarihinde ihale yoluyla 45.000.000.-TL 'ye dava dışı ... A.Ş.'ye devredildiği, karşı davacı arsa sahipleri açısından taşınmazın devredildiği tarih olan 18/05/2007 tarihi itibari ile yürürlükte olan yeni imar planına göre zarara uğrayıp uğramadıklarının tespiti gerektiği, anılan tarih itibari ile söz konusu alanda ... tarihli ... ölçekli Nazım İmar Planı ile...tasdik tarihli... ölçekli... kısmı 85 Pafta, 767,771 Ada Uygulama İmar Planının yürürlükte olduğu, bilirkişi heyeti tarafından yapılan imar planları kapsamında yapılan değerlendirmede sözleşmeye göre emsal inşaat alanının 39.258 m2 olup, ... tarih ve ... sayılı ruhsatta emsale dahil inşaat alanının 39.258 m2, toplam inşaat alanı 78.810 m2 olarak düzenlendiği, buna göre emsal inşaat alanının toplam inşaat alanına oranı 1/2 olduğu, ... tasdik tarihli ... ölçekli plana göre inşaat alanının 27.791 m2 olup yukarıdaki oran (1/2) nispetinde toplam inşaat alanının 55.582 m2 olduğu, netice itibari ile 28.12.1998 tasdik tarihli plana göre, taşınmazın devredildiği tarihte yürürlükte olan plana göre inşaat alanının 78.810 m2 - 55.582 m2 = 23.228 m2 azaldığının belirtildiği görülmüştür.
İmar planları arasındaki farktan kaynaklı olarak oluşan kapalı alan kaybı nedeniyle karşı davada arsa sahiplerinin uğradıkları zararın tespiti açısından bilirkişi heyeti tarafından yapılan değerlendirmede sözleşmeye esas 28.12.1998 tasdik tarihli ... ölçekli ... 771 Ada 1 ile 10 Arası Parseller Uygulama İmar Planı ve, ... tarih ve ..sayılı ruhsata göre geliştirilmiş arsa değerinin rapor tarihi itibari ile 1.722.393,820 TL, 21.09.2004 tasdik tarihli 1/1000 ölçekli ... kısmı 85 Pafta, 767,771 Ada Uygulama İmar Planına göre geliştirilmiş arsa değeri 1.220.594.936,-TL olarak hesaplanmış olup, iki plan arasındaki yapılaşma şartlarının değişik olmasından dolayı arsa değerinde 501.798.884,-TL lik azalma olduğu tespit edilmiştir. Mahkememizce, karşı davada davacıların taleplerinin USD cinsinden talep edildiği gözetilerek, tespit edilen bu değerin ıslah tarihleri itibari USD karşılıklarının tespit edilmesi gerektiğinden bu yönde ek rapor alınmış olup, tanzim olunan ek raporda arsa sahiplerinin taşınmazdaki hisselerine isabet eden kapalı alan kaybının USD karşılığının 11.203.885 USD olduğu tespit edilmiş olup, anılan tespitler bilimsel veriler ile uyumlu ve denetime elverişli olduklarından hükme esas kabul edilmiştir. Tespit edilen değer açısından karşı davacı ...Bankası hissesine düşen bedelin (46/100) 5.153.787,1 USD, karşı davacı ... hissesine düşen bedelin (...) 6.050.097,9 USD olduğu, Davalı...Bankası ... tarihli ıslah dilekçesinde kapalı alan kaybı olan 3.572.000 Usd talep ettiği, ... vekilinin 31/10/2005 tarihli ıslah dilekçesinde kapalı alan kaybı olan 4.192.000 Usd talep ettiği dikkate alındığında taleple bağlılık ilkesi gereğince talep doğrultusunda; 3.572.000,00 USD alan kaybı bedelinin ... ıslah tarihinden itibaren işleyecek ... sayılı yasanın 4-a maddesindeki faizi ile birlikte davacı karşılık davalı ...A.Ş'den tahsili ile davalı karşı davacı ... Bankası A.Ş'ye ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, 4.192.000,00 USD alan kaybı bedelinin 31/10/2005 ıslah tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı yasanın 4-a maddesindeki faizi ile birlikte davacı karşı davalı .... A.Ş'den tahsili ile davalı karşı davacı ...'ye ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine; karşı davacıların Yargıtay ilamında belirtildiği hali ile fesihle beraber müspet zarar talep edilemeyeceğinden kira geliri kaybı adı altında talep edilen gecikme tazminatı taleplerinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Karşı davada, karşı davacı ... A.Ş. açısından yapılan değerlendirmede, karşı davalı.... A.Ş. İle karşı davacı ...A.Ş. arasındaki 01.10.1998 günlü onaylama şeklindeki ‘‘inşaat taahhüt sözleşmesi’’ başlıklı sözleşmesinde, diğer karşı davacı arsa sahipleri ile karşı davalı arasındaki sözleşme gereğince inşaatın ... A.Ş.’ye bedel karşılığı yaptırılacağının kararlaştırıldığı, ancak akabinde karşı davalı ...A.Ş. Tarafından işlem temelinin çökmesi nedeniyle sözleşmelerin feshedildiği, yukarıda detaylıca izah edildiği üzere sözleşmenin feshinde karşı davalı ... A.Ş. 'nin kusurlu olduğu, Yargıtay ilamında da bu duruma işaret edilerek karşı davacı ... A.Ş.’nin mahrum kaldığı karın hesaplatılması gerektiğinin belirtildiği, mahkememizce karşı davacının mahrum kaldığı kar yönünden alınan bilirkişi raporunda, Taraflar arasında akdedilen Sözleşmenin "Madde 6/ İşin Süresi" maddesinde ... tarafından sunulan iş programı CPM tablosu içeriğinde inşaatın yapımına ilişkin sürenin 18 ay olarak yer aldığı, bununla birlikte Yapı İnşaat Süresinin 3 yıl olarak kabul edildiği, dosya içeriği incelendiğinde, ... firmasına ilişkin 1999 -2000-2001 yıllarına ait gelir - gider tablolarının dosya içerisinde bulunmadığı, bununla birlikte dosya münderecatı ve teknik belirlemeler uyarınca işin süresinin 3 yıl olduğu , iş yapılmış olsa idi davacının götürü bedel ile yapılan sözleşme nedeniyle 3 yıl toplamı 25.000.0000 USD tutarında gelir elde edeceği , sözleşmeye konu işin yapılmaması nedeniyle ... firması tarafından talep edilen kar mahrumiyetinin, ... firmasının projenin gerçekleşmemesi nedeniyle ikame yeni işler alma süresinin ortalama 6 ay olacağı, dosyada 1999-2000-2001 yıllarına ait gelir - gider tablolarının bulunmadığı, bununla birlikte ortalama 6 ay için mahrum kaldığı kar hesabının yapılması beklendiği durumda , bildirilen % 5 kar oranı kadri maruf oran olarak değerlendirilerek bildirilen kar oranı üzerinden ... mahrum kalacağı karın 208.333,33 USD olarak hesaben belirlendiği, anılan hesaplamanın Yargıtay içtihatları ile uyumlu ve denetime elverişli olduğu, böylece hükme esas alınabileceği kanaatine varılarak davanın kısmen kabulüne, 208.333,33 USD kar mahrumiyetinin ... tarihinden itibaren ... sayılı yasanın 4-a maddesindeki faizi ile birlikte davacı karşılık davalı .... A.Ş'den tahsili ile davalı karşı davacı ... A.Ş'ye ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Asıl davada davanın reddine,
2-Harçlar yasası uyarınca belirlenen karar harcı olan 427,60 TL'nin, peşin alınan 109.381,03 TL harçtan mahsubu ile fazla harç olan 108.953,43 TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Davalılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 426.146,25 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
5-Davacı ve davalı tarafından yatırılan gider avansından bakiye kalan kısmın, karar kesinleştiğinde ve talep halinde taraflara iadesine,
2-Karşılık davada; davanın kısmen kabulüne,
A.3.572.000,00 USD alan kaybı bedelinin 27/09/2005 ıslah tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı yasanın 4-a maddesindeki faizi ile birlikte davacı karşılık davalı .... A.Ş'den tahsili ile davalı karşı davacı ... Bankası A.Ş'ye ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,
B.4.192.000,00 USD alan kaybı bedelinin 31/10/2005 ıslah tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı yasanın 4-a maddesindeki faizi ile birlikte davacı karşı davalı .... A.Ş'den tahsili ile davalı karşı davacı ...'ye ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,
C. 208.333,33 USD kar mahrumiyetinin 05/11/1999 tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4-a maddesindeki faizi ile birlikte davacı karşılık davalı .... A.Ş'den tahsili ile davalı karşı davacı .... A.Ş'ye ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,
1-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince hesaplanan 734.299,43 TL nispi karar ve ilam harcından başlangıçta ... A.Ş. tarafından yatırılan 121.010,90 TL ve ... Bankası A.Ş tarafından yatırılan 158.681,00 TL olmak üzere toplam 279.691,90 TL peşin harçtan mahsubu ile bakiye 454.607,63 TL harcın davacı - karşı davalı... Tic.Merkezi A.Ş.'den tahsili ile hazineye gelir kaydına,
2-Davalı/karşı davacı ... Bankası A.Ş tarafından yatırılan 158.681,00 TL harç ile, yine davacı ... Bankası A.Ş tarafından yapılan 19.489,20 TL yargılama giderinin, davanın kabul edilen kısma tekabül eden 3.693,44 TL'sinin davacı/karşı davalı ... Tic.Merkezi A.Ş.'den alınarak davalı/karşı davacı ... Bankası A.Ş'ne verilmesine, bakiye kısmın davalı /karşı davacı üzerinde bırakılmasına,
3-Davalı/karşı davacı ...A.Ş tarafından yatırılan 121.010,90 TL harç ile, yine davalı/ karşı davacı ...A.Ş tarafından yapılan 810,00 TL yargılama giderinin, davanın kabul edilen kısma tekabül eden 32,40 TL'sinin davacı/karşı davalı ... Tic.Merkezi A.Ş.'den alınarak davalı/karşı davacı ... A.Ş'ne verilmesine, bakiye kısmın davalı /karşı davacı üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı/karşı davacı ... tarafından yapılan 14.120,00 TL yargılama giderinin, davanın kabul edilen kısma tekabül eden 2.541,60 TL'sinin davacı/karşı davalı ... Tic.Merkezi A.Ş.'den alınarak davalı/karşı davacı ...'ye verilmesine, bakiye kısmın davalı /karşı davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı/karşı davacı ... Bankası A.Ş açısından; Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesince davanın kabul edilen kısmı üzerinden hesaplanan 342.165,38 TL nispi vekalet ücretinin davacı/ karşı davalı ... Tic.Merkezi A.Ş.'den alınarak davalı/karşı davacı ... Bankası A.Ş'ne verilmesine,
6-Davalı/karşı davacı ... A.Ş. açısından; Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesince davanın kabul edilen kısmı üzerinden hesaplanan 44.181,25 TL nispi vekalet ücretinin davacı/ karşı davalı ... Tic.Merkezi A.Ş.'den alınarak davalı/karşı davacı .... A.Ş'ne verilmesine,
7-Davalı/karşı davacı ... açısından; Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesince davanın kabul edilen kısmı üzerinden hesaplanan 359.200,77 TL nispi vekalet ücretinin davacı/ karşı davalı ... Tic.Merkezi A.Ş.'den alınarak davalı/karşı davacı ...'ye verilmesine,
8-Davacı/karşı davalı... Tic.Merkezi A.Ş. kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi uyarınca davanın reddedilen kısmı üzerinden hesaplanan 508.068,76 TL nispi vekalet ücretinin davalı/karşı davacı ... Bankası A.Ş'den dan tahsili ile davacı/karşı davalı ... Tic.Merkezi A.Ş.ödenmesine,
9-Davacı/karşı davalı... Tic.Merkezi A.Ş. kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi uyarınca davanın reddedilen kısmı üzerinden ve 5411 sayılı yasanın 133/son fıkrası gereğince hesaplanan 17.900,00 TL maktu vekalet ücretinin davalı/karşı davacı ...'den tahsili ile davacı/karşı davalı ... Tic.Merkezi A.Ş.ödenmesine,
10-Davacı/karşı davalı... Tic.Merkezi A.Ş. kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi uyarınca davanın reddedilen kısmı üzerinden hesaplanan 365.850,00 TL nispi vekalet ücretinin davalı/karşı davacı ... A.Ş'den tahsili ile davacı/karşı davalı ... Tic.Merkezi A.Ş.ödenmesine,
11-Davalı/karşı davacılar ve davacı/karşı davacı tarafından yatırılan gider avansından bakiye kalan kısmın, talep halinde ve karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
Dair davacı vekilleri ... ve ... ile davalı karşı davacılar vekili ... ve davalı karşı davacı ... vekili ...'ın yüzüne karşı tebliğden itibaren 15 günlük sürede temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.18/01/2024
Başkan
E-İMZALI
Üye
E-İMZALI
Üye
E-İMZALI
Katip
E-İMZALI
Bu belge 5070 sayılı kanun kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.
Kaynak: Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) / Bedesten, https://mevzuat.adalet.gov.tr/ictihat/1007364000